Muallim Naci Kimdir?
Muallim Naci Kimdir?

Muallim Naci Kimdir?

Muallim Naci Kimdir? Muallim Naci (d. 1849, İstanbul – ö. 12 Nisan 1893) İstanbul’un Fatih semtindeki Saraçhanebaşı’nda doğdu. Çevresinde dürüst, dindar, mert ve duyarlı bir kişi olarak tanınan babasının Muallim Naci üzerinde büyük tesiri vardır. Annesi Zehra Hanım ise, 1829 yılında yapılan Türk-Rus savaşında Varna’dan İstanbul’a göç etmiş bir ailenin kızıdır. Bu evlilikten ailenin Ömer adını verdiği Naci, üçüncü ve son çocuk olarak dünyaya geldi. Daha sonra verildiği Fevziye Mektebi’nde Kur’an-ı Kerim’i hıfz etti, ama Türkçe okuma yazmayı öğrenemedi. İlk Türkçe kitapları ağabeyi sayesinde okudu. Bunlar İlmihal ve Birgivî Risalesi’dir. İbrahim Ethem ile Oğlunun Hikâyesi ve Muhammed bin Hanefi hazretlerinin bir hikâyesini içine alan Türkçe basma bir kitap da okuduğu ilk kitaplar arasındadır. Küçük yaşlarda başladığı sülüs karalamaları ileride onun hattatlığa merak sarmasına yol açtı.

Varna’da açılan bir rüştiye mektebine muallim olarak atandı. Bu okulda yaşadığı bir tartışma yüzünden hattatlığa veda etti. 1867 yılında bu okulun muallim-i sanîliğine getirildi. Öğretmenliğinin yanısıra Arapça ve Farsça dersleri de aldı. Okuduğu kitaplar arasında bulunan Aziz Efendi’nin Muhayyelat’ı içinde bulunan “Kıssa-i Naci Billah ve Şahide” adlı hikâye kahramanını çok beğendiği için “Naci” adını kendine mahlas olarak aldı. Öğretmenliği esnasında Bağdatlı Ruhi ve Ziya Paşa’ya nazire olarak yazdığı Terkib-i Bend-i Muallim Naci adlı eserini neşretti. Ayrıca yazdığı bazı şiirleri de Rusçuk’ta çıkan Tuna gazetesine gönderdi. Bunlardan “Kalem” redifli kasidesi, gazetenin ilavesi olarak okuyucuya dağıtıldı.

Sait Paşa İle Uzun Süren Bir Dostluğun Başlaması

O sırada rüştiyeyi teftişe gelen Varna Mutasarrıfı Sait Paşa, öğrencilerdeki disiplin ve olgunluğu fark etti. Böylece Sait Paşa ile Naci arasında uzun yıllar süren bir dostluk başladı. Paşa, tayininin çıkması üzerine takdir ettiği bu muallimi yanında götürerek onu hususî kâtibi yaptı. Ancak 1877 yılında başlayan 93 Harbi üzerine Tulçi şehri boşaltıldı. Bunun üzerine Sait Paşa ve Naci, önce Tırnova’ya, ardından da İstanbul’a geçti. Bu sırada Varna yoluyla ağabeyi ve annesi de Varna’dan ayrılarak İstanbul’a yerleşti.

Sait Paşa’nın Yenişehir-Fener’e tayini çıkınca iki dost yine birlikte yola çıktı. Burayı çok seven Naci rindane bir hayat yaşamaya başladı. Bu arada Yenişehirli Avni ile de tanıştı. [Bu tanışma daha sonra Yadigâr-ı Avni adlı eserin ilk bölümünde anlatılacaktır.] Paşa, Naci’yi -yaşadığı bu hayat tarzından uzaklaştırmak için- onu Cinayet Mahkemesi Kâtipliğine getirdi. Ne hayat tarzına ne de yaradılışına uygun olmayan bu iş, Naci’nin hiç hoşuna gitmedi. Ancak kendisini oraya getiren “velinimet”ini utandırmamak için işe bir süre daha katlandı. Ancak mahkeme reisiyle arasında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden görevinden istifa ederek İstanbul’a döndü.

Ünlü Şairlerden Takdir Gördü

Anadolu müfettişliği görevine atanan (1880) Sait Paşa’yla birlikte Erzurum, Halep, Diyarbakır, Elazığ, Sivas ve Trabzon’da dokuz ay dolaştı. “Dicle”, “Nusaybin Civarında Bir Vadi” gibi şiirlerinin ilhamlarını, bu dönemdeki Anadolu izlenimlerinden aldı. Teftiş dönüşü, tekrar rindane bir hayat yaşamaya başlayan Naci, Sait Paşa’nın 1881’de Cezair-i Bahr-ı Sefid valiliğine atanması üzerine, onunla Sakız adasına gitti. Naci’nin, Sakız’da bulunduğu sırada Namık Kemal, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem ve Ahmet Mithat Efendi ile olan mektuplaşmaları bir hayli dostanedir. Ayrıca Sakız’da yazdığı şiirlerinin bazılarını da Ahmet Mithat’ın çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesine gönderdi. Bu ilk şiirler Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamid tarafından takdir edildi. [1]

1883’te Sait Paşa ile birlikte İstanbul’a döndükten sonra Hariciye Nezareti’nde çalıştı. Paşa Berlin’e atandığında onunla birlikte gitme teklifini reddetti ve Hariciye Nezareti’ndeki görevine devam etti. Kısa bir süre sonra memuriyetten istifa ederek gazetecilik yaşamına başladı.

Ahmet Mithat Efendi’nin teklifi üzerine Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmeye başlayan Muallim Naci, 1884’te Ahmet Mithat’ın besteci kızı Mediha Hanım ile evlendi. Kayınpederi Ahmet Mithat’ın teşviki ile kısa zamanda Fransızca öğrendi. Tercüman-i Hakikat’te yayınladığı şiirler ve Fransızca’dan yaptığı çevirilerle kısa sürede şöhrete kavuştu. Genç şairlerin onun gazellerine yazdığı çok sayıda nazire ve tahmis, gazeteyi eski edebiyat taraftarlarının merkezi haline getirdi.

İlk şiir kitabı Ateşpare’yi İstanbul’da yayımladı (1883). Kitapta, yeni teknikle yazdığı şiirlerini bir araya getirdi. “Naci” şöhretini bu sağladı. Gazel, şarkı, kıt’a, rubai ve benzeri divan tarzındaki şiirlerini toplayan “Şerrare” adlı kitabını 1884’te yayımladı.

Türk Edebiyatı’nın köyden bahseden ilk şiir

Ahmet Mithat Efendi’nin yeni edebiyat taraftarı Recaizâde Mahmut Ekrem’in yazılarını gazetede yayımlaması üzerine arkadaşları ile birlikte gazeteyi terk etti (29 Ağustos 1885). Yazılarını SaadetVakit gibi gazetelerde sürdürdü. 23 Kasım 1885’te, İmâdü’l-Midâd’da “Köylü Kızların Şarkısı” adlı şiiri yayımlandı. Bu şiir, Türk Edebiyatı’nın köyden bahseden ilk şiiri olarak kabul edilir.

Zemzeme- Demdeme tartışması

Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem ile aralarındaki görüş ayrılığı, Recaizade’nin Zemzeme adlı üç şiir kitabından üçüncüsünün önsözünde yayımladığı görüşleri üzerine şiddetlendi. Muallim Naci, Ekrem’in edebi görüşlerine karşı, Saadet gazetesinde çıkan cevaplarını “Demdeme” (1886) adı ile ayrıca yayımladı. Tarafların karşılıklı çok ağır suçlamalarda bulunduğu bu tartışma, sarayın müdahalesi ile sonlandı ve edebiyat tarihine “Zemzeme- Demdeme tartışması” olarak geçti.

Naci, Füruzan (1886) ve Sünbüle (1890) adlı iki şiir kitabı daha yayımladı. “Hamiyet-yahut- Masa Bin Eb’il-Gazan” adlı trajediyi ve sekiz yaşına kadar olan hatıralarını anlattığı “Ömer’in Çocukluğu” adlı eserini bastırdı. Ömer’in Çocukluğu 1898’de Almanca’ya, 1914’te de Rusça’ya çevrilmiştir.

Yetiştirdiği öğrenciler arasında Tevfik Fikret ve Mehmet Akif de vardır

Bir süre Mekteb-i Sultani, Mülkiye ve Mekteb-i Hukuk’ta dil ve edebiyat dersleri verdi. Yetiştirdiği öğrenciler arasında Tevfik Fikret ve Mehmet Akif de vardır. 1887-1888 yılları arasında “Mecmua-i Muallim” adlı haftalık dergiyi çıkardı. Toplam 58 sayı yayımlanan dergiyi, hemen hemen tek başına Muallim Naci hazırlıyordu. Mekteb-i Hukuk ile Mekteb-i Sultani’de okuttuğu edebiyat derslerinin özetlerine dergide geniş bir şekilde yer verdi.

1891’de “Lugat-i Naci” adlı eseri üzerinde çalışmaya başladı. Türk dilinde kullanılan Arapça ve Farsça kelimeleri içeren bu sözlükte Türkçe’ye Batı dillerinden girmiş bazı kelimelere de yer verdi. Örnek olarak kendi şiirlerinden veya başka şairlerden çeşitli mısra ve beyitleri kullandı. Yazarın ölümü ile yarım kalan eseri, 1894’te arkadaşı Müstecabizâde İsmet tamamlamıştır.

Muallim Naci hayatının son yıllarında Gazi Ertuğrul Bey adlı manzum destanı kaleme aldı ve Sultan Abdülhamit’e sundu. Ertuğrul Gazi’nin Anadolu’daki mücadelelerini anlatan eserde “Türk” sözcüğünü kullanan şair, bir şiirde “Türküm” ifadesini kullanan ilk şair olmuştur. Eseri çok beğenen Padişah, kendisini rütbe ve nişanla ödüllendirmiş; maaş bağlamış ve “Tarih-Nüvîs-i Selatin-i Âl-i Osman” unvanını vermiştir. Padişah tarafından ayrıca Osmanlı tarihini kaleme almakla görevlendirilen yazar; zamanının büyük kısmını Osmanlı tarihini araştırmaya ayırarak Söğüt, Bilecik, Yenişehir, Bursa ve İzmit’te gezi yaparak geçirdi. Aniden rahatsızlanarak 1893 yılında hayatını kaybetti. II. Mahmut Türbesi haziresine gömüldü Cenaze masrafları II. Abdülhamit’in özel hazinesinden karşılanmıştır.

Fatih ilçesinde, Karagümrük ile Balat bölgeleri arasında, adını taşıyan bir ilköğretim okulu bulunmaktadır. [2]

Eserleri :

Şiirleri
Terkib-i Bend-i Muallim Naci (1874)
Mûsâ b. Ebü’l-Gāzân yahud Hamiyyet (1881)
Ateşpare (1883)
Şerâre (1884)
Fürûzan (1885)
Sümbüle (1889)
Zâtü’n-Nitâkayn yahud İbnü’z-Zübeyr (1889)
Mir’ât-ı Bedây (1903)
Yâdigâr-ı Nâcî (1904)

Eleştiriler
Muallim (1887)
Demdeme (1886)

Anıları
Medrese Hatıraları (1885)
Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)
Sözlük
Lügat-ı Naci (1891-1978)

Araştırmaları
Osmanlı Şairleri (1890-1986)
İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984)
Esâmi (1890)

Mektupları
Muhaberat ve Muhaverat (1884)
Şöyle Böyle (1884)
Mektuplarım (1886)

Oyun
Heder (ölümünden sonra, 1909)

Muallim Naci Şiirlerinden Örnekler

Firkat
Gutenberg
Napolyon Bonapart
Dicle
Selîmiyye
Görün
Kebûter
Gazel
Münâcât
Bahâr – ı Şebâb
Hatif — Şâir
Şâm-ı Garibân
Kuzu
Meyhânede Bir Söyleniş
Na’t-ı Şerif
Köylü Kızların Şarkısı

Kaynakça

[1] YeseviÜniversitesi
[2] WikiPedia