Mehmet Akif Ersoy Şiirleri-Safahat / Bayram
Âfâk bütün hande , cihan başka cihandır;
Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!
Bayramda güler çehre-i ma’sûm-i sabâvet ,
Ümmîd çocuk sûret-i sâfında iyandır.
Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda ;
Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.
Alâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd
Feyzindeki te’sir ile âsûde revandır .
Ferdâ-yı sükûn-perveridir sâl-i cidâlin,
Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i candır.
Heycâ-yı maîşetteki feryâd-ı mehîbin
Dünyâda biraz dindiği an varsa bu andır.
Subhunda bahârın şu sabâhat bulunur mu?
Bak çehre-i gabrâya : Nasıl şen, ne civandır!
Her sînede bir kalb-i meserret darabanda
Her kalbde bir âlem-i eşvâk nihandır.
Raksân oluyor cünbüş-i dûşiyle anâsır ,
Gûyâ ki bütün sadr-ı zemîn pür-galeyandır .
Eşbâhı da cûşan ediyor feyz-i mübîni ,
Yâ Rab bu nasıl rûh-i avâlim-sereyandır !
Bayramda gelir yâda ne hoş hâtıralar ki:
Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandır .
Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi :
Mâzi-i tufûliyyetimin yâd-ı besîmi .
* * *
Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi;
İkinci gün açılıp, sonra pek güzel gitti.
Dedim ki: “Fâtih’e çıksam yavaşça, bir yanda
Durup o âlemi seyreylesem de meydanda,
Ziyâret etsem ehibbâyı sonradan… Hoş olur.
Bütün gün evde oturmak ne olsa pek boştur.”
Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artık ben
Durur muyum? Ne gezer! Fırladım hemen evden.
Gelin de bayramı Fâtih’te seyredin, zîrâ
Hayâle, hâtıra sığmaz o herc ü merc-i safâ,
Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan
Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan,
Asırlar ölçüsü boy boy asâlı nesle kadar,
Büyük küçük bütün efrâd-ı belde, hepsi de, var!
Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar,
İçinde darbuka, deflerle zilli şakşaklar.
Biraz gidin: Kocaman bir çadır… Önünde bütün,
Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için
Nöbetle bekleşiyorlar. Aceb içinde ne var?
“Caponya’dan gelen, insan suratlı bir canavar!”
Geçin: Sırayla çadırlar. Önünde her birinin
Diyor: “Kuzum, girecek varsa, durmasın girsin.”
Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir i’lân.
“Alın gözüm, buna derler…” sadâsı her yandan.
Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele:
Gelen yapışmada bir mutlaka o saplı tele.
Terâzilerden adam eksik olmuyor; birisi
İnince binmede artık onun da hemşerisi:
“Hak okka çünkü bu kantar… Firenk icâdı gıram
Değil! Diremleri dört yüz, hesapta şaşmaz adam.”
– Muhallebim ne de kaymak!
– Şifâlıdır ma’cûn!
– Simid mi istedin ağ ?
– Yokmuş onluğum, dursun.
O başta: Kuskunu kopmuş eyerli düldüller,
Bu başta: Paldımı düşmüş semerli bülbüller!
Baloncular, hacıyatmazcılar, fırıldaklar,
Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;
Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan;
Önünde bir sürü çekçek, tepende çiftekolan.
Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer…
Ferâğ-ı bâl ile birden geviş getirmedeler.
Koşan, gezen, oturan, mâniler düzüp çağıran,
Davullu zurnalı “dans!” eyleyen, coşup bağıran
Bu kâinât-ı sürûrun içinde gezdikçe,
Çocukların tarafındaydı en çok eğlence.
Güzelce süslenerek dest-i nâz-ı mâderle ;
Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle
Gelirdi safha-i mevvâc-ı ıyde başka hayât…
Bütün sürûr ü şetâretti gördüğüm harekât!
Onar parayla biraz sallanırdılar… Derken,
Dururdu “Yandı!” sadâsıyla türküler birden.
– Ayol, demin daha yanmıştı â! Herif sen de…
– Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de.
“Deniz dalgasız olmaz,
Gönül sevdâsız olmaz,
Yâri güzel olanın
Başı belâsız olmaz!
Haydindi mini mini mâşallah
Kavuşuruz inşallah…”
Fakat bu levha-i handâna karşı, pek yaşlı
Bir ihtiyar kadının koltuğunda, gür kaşlı,
Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor.
Gelen geçen, “Bu niçin ağlıyor?” deyip soruyor.
– Yetim ayol… Bana evlâd belâsıdır bu acı.
Çocuk değil mi? “Salıncak!” diyor…
– Salıncakçı!
Kuzum biraz da bu binsin… Ne var sevâbına say.
Yetim sevindirenin ömrü çok olur…
– Hay hay!
Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine ,
Katıldı ağlamayan kızların şetâretine.
Mehmet Akif Ersoy’un Tüm Şiirleri
Safahat
- Fâtih Camii
- Hasta
- Tevhîd Yâhud Feryâd
- Durmayalım
- Küfe
- Hasır
- Geçinme Belâsı
- Meyhâne
- Mezarlık
- Bana sor sevgili kâri
- Bayram
- Hasbihâl
- Selmâ
- Merhum İbrâhim Bey
- Azim
- Seyfi Baba
- İnsan
- Kör Neyzen
- Acem Şâhı
- İstibdâd
- Hürriyet
- Kocakarı İle Ömer
- Ezanlar
- Cânan Yurdu
- Bir Mersiye
- Dirvâs
- Mahalle Kahvesi
- Köse İmam
- Nazım Parçaları – Ressam Haklı!
- Nazım Parçaları – Bir Mezar Taşına Yazılmış İdi
- Nazım Parçaları – Bir Resmin Arkasına Yazılmış İdi
- Nazım Parçaları – Şâir Huzûrunda Münekkid
- Nazım Parçaları – Bu Da Bir Mezar Taşı İçin Yazılmış İdi
- Nazım Parçaları – Gül, Bülbül
- Nazım Parçaları – Tercümedir
- Nazım Parçaları – Tercümedir
- Nazım Parçaları – Hüsrân-ı Mübîn
- Nazım Parçaları – Âhiret Yolu
- Nazım Parçaları – İstiğrâk
- Nazım Parçaları – Âmin Alayı
- Nazım Parçaları – Hasbihâl
- Nazım Parçaları – Bebek Yâhud Hakk-ı Karâr
- Nazım Parçaları – Yemişçi İhtiyar
- Nazım Parçaları – İ’tirâf
Süleymaniye Kürsüsünde
Hakkın Sesleri
- Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 26)
- Âyet Meâli (Neml, 52)
- Hadîs Tercümesi
- Âyet Meâli (Yûsuf, 87)
- Âyet Meâli (A’râf, 155)
- Âyet Meâli (Zümer, 9)
- Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 110)
- Âyet Meâli (Bakara, 11-12)
- Âyet Meâli (Rûm, 50)
- Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi
Fatih Kürsüsünde
Hatıralar
- Hâtıralar
- Uyan!
- Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 102)
- Hadîs Meâl-i Celîli
- Âyet Meâli (İsrâ, 72)
- Hadîs Meâl-i Celîli
- Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 173)
- El-Uksur’da *
- Berlin Hâtıraları
- Necid Çöllerinden Medîne’ye
Âsım
Gölgeler
- Hüsran
- Şark
- Alınlar Terlemeli
- Umar Mıydın?
- Mehmed Ali’ye
- Âyet Meâli (Enfâl, 46)
- Âyet Meâli (Hicr, 56)
- Âyet Meâli (Âl-i İmrân, 159)
- Süleyman Nazîf’e
- Bülbül
- Leylâ
- Fir’avun İle Yüz Yüze
- Şehidler Âbidesi için
- Vahdet
- Gece
- Hicran
- Secde
- Hüsâm Efendi Hoca
- Kıt’alar – Kıssadan Hisse
- Resmim için
- Resmim için
- Tebrik
- Tebrik
- Safahat için
- Resmim için
- Sa’dî’den Tercüme
- Mevlid-İ Nebî
- Çocuklara
- Bir Arîza *
- Bir Gece
- Ne Eser Ne De Semer
- Derviş Ahmed *
- Said Paşa İmâmı *
- Yine Kıt’alar – Resim İçin
- Nefs-i Nefîs
- Yaş Altmış!
- Nevruz’a
- Nerdesin?
- Tek Hakîkat
- Hayat Arkadaşıma
- San’atkâr
Diğer Şiirleri