Uzun bir ömür boyunca
Yıllar, mazinin eşiğinden
Yüzüme parça parça
Solgun ışıklar serpiyor.
Sıkılıyorum, öyle ki içimden bir ses:
— Al başını git, diyor,
Akşam, bir dua gibi derin, içli bir akşam
Kalbimi dolduracak ellerimi uzatsam;
Ellerimi uzatsam eriyecek saçlarım,
Demet demet gufranla dolacak avuçlarım.
İncitmeden rübabını insafsız ellerin
Zalim temaslarıyla zamanın sitemleri
Ah ayrılırken, inleyerek paslı tellerin
Ey eski dost, yâd edelim eski demleri...
Dedemden yâdigâr olan bu evi,
Kışın fırtınası, yazın alevi
Daha ben doğmadan ihtiyarlatmış...
Gönlüm bir hülyaya bâzı dalar da
Düşünür derim ki: Bu odalarda
Kim bilir kaç kişi oturmuş, yatmış.