Nâr eyledi her unsurumu sûziş-i hasret
Âteş dökülür su yerine dîdelerimden
Bin böyle sipihr olsa eder zerresi tenvir
Mihr etse n’ola şerm ü hayâ tâb ü ferimden
Zevk-i vaslınla geçen demlerimi yâd edeyim
Bırakın ağlayayım hâlime feryâd edeyim
Aşk ile âh edeyim şöyle ki te'sîrinden
Beni bin nâre yakan gönlümü ber-bâd edeyim
Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten
Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten
Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten
Esselâm, ey ketîbe-i ulya
Vatan uğrunda can veren ahyâ,
Et şu vâdide hâk olan asker! ..
Sizi geldik bugün ziyarete biz,
Bizi ihyâ için değil mi ki siz
Oldunuz nâzil-i çeh-i makber!
Mevki Viyana
Bir darbe-i ma’kus ile düşmüş o yana
Hep tersine dönmüştür onun giydiği şeyler
Hem bid-defaat!
Onlarla yatıp kalkar imiş kendisi söyler
Vaktiyle bütün Pul’da yapılmışsa da heyhat!
Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir?
Abdülhak Hamit Tarhan Kimdir? (2 Ocak 1852, Beşiktaş - 12 Nisan 1937, İstanbul) Babası bir süre Encümen-i Dâniş’in ikinci reisliğini yapan tarihçi Hayrullah Efendi, annesi ise Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen Müntehâ Nasib Hanım’dır. İlk tahsiline Bebek’teki mahalle mektebinde başladı. Evliya Hoca ile, ona şiir zevkini aşılayan devrin tanınmış âlimlerinden...
Bir zamanlar karar-gâhım idi,
Bedevîler gibi beyâbanlar;
Buna mucib de iştibâhım idi:
Nasıl imrâr-ı vakt eder anlar.
Belde halkında görmedin hayfâ
Gördüğün ünsü ehl-i vahşette!