Sabahattin Ali Hikayeleri (Öyküleri)
Sabahattin Ali Hikayeleri (Öyküleri)

Sabahattin Ali Hikayeleri (Öyküleri)

Sabahattin Ali‘nin 1935’te çıkardığı ilk öykü kitabı Değirmen‘de on altı, 1936’daki Kağnı‘da on üç, 1937’deki Ses‘de beş, 1943’teki Yeni Dünya‘da on üç ve 1947’deki Sırça Köşk‘te on üç öykü olmak üzere toplamda altmış öyküye sahiptir. Ardından da son kitaplarında dört öykü daha yayınlayarak bu sayıyı altmış dörde çıkardı. Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de dönemin siyasi ve sosyal özelliklerini görmek mümkündür. Öykülerindeki temel kavramlar sevgi, aşk ve kırsal kesim sorunlarıdır. Kırsal kesimi işlediği öykülerinde çeşitli toprak ve miras kavgaları gibi nedenlerden dolayı işlenen cinayetlere de yer verir.

Sabahattin Ali öykülerinde öne çıkan konulardan birisi de hapishanelerdir. Çeşitli dönemlerde, farklı sebeplerden dolayı hapse atılan Sabahattin Ali; bu yaşantısını öykülerine de yansıtır. “Bir Şaka“, “Candarma Bekir“, “Duvar“, “Kazlar” ve “Katil Osman” adlı öykülerinde hapishane yaşamı ve mahkûmlar konusu üzerine durur. Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi kişilerin başında gelen Sabahattin Ali, öykülerindeki karakterleri tasvir yoluyla anlatarak iyi veya kötü yanlarını ortaya koyar. Öykülerindeki tasvirler romanlarında olduğu gibi uzun ve ayrıntılı değildir.

Sabahattin Ali Hikayelerinde Hayvan

Öykülerindeki karakterler ilk zamanlar hayvanlar olurken daha sonra çeşitli insan tiplerini karakter olarak seçer. “Kırlangıçlar” ve “Bahtiyar Köpek” adlı öykülerinde karakter olarak hayvanlar daha ağır basmaktadır. “Kırlangıçlar” adlı öyküsünde hiçbir insan karakteri bulunmaz, Sabahattin Ali bu eserinde birbirine âşık olan iki kırlangıcın hikâyesini anlatır. “Bahtiyar Köpek” adlı eserinde insanlar bulunsa bile asıl önemli rolü köpek karakterine verir. İnsanları ve insan ilişkilerini ön plana çıkardığı öykülerinde ağırlıklı olan karakterler erkektir. Eserlerindeki erkek karakterleri daha hırslı ve daha yoğun düşünen tipler olup genellikle işsiz durumdadırlar. Öykü karakterlerde en fazla ortaya çıkan meslek grubu memurlardır. Köyde geçen öykülerinde daha çok ağa, imam, muhtar ve köylü insanı gibi karakterler öne çıkar. Kırsal kesimi anlattığı öykülerinde, halkın tarlasını ve mahsullerini yöneten köyün ağaları bulunur. Ağalar gerekirse cinayet işletir ve suçu başka birisinin üzerine yıkar. Hapishane öykülerinde ise: cezaevi müdürü, jandarma ve gardiyan gibi karakterler ön plandadır.

Öykülerinde kadın karakter sayısı azdır ve genellikle kadınlar ikinci plandadır. Öykülerindeki kadınlar, tarlada ve bahçede çalışan; çamaşırla ve ev hizmetiyle uğraşan tiplerdir. Köy öykülerindeki kadınlar evlerine ve eşlerine bağlıdır. Sabahattin Ali “Kazlar” öyküsünde hapiste olan eşini rahat ettirebilmek için komşusunun kazını çalan kadının hapse düşmesi olayını anlatır. Öykülerinde güçlü ve çekici görünen kadın sayısı az da olsa vardır. Bu kadınlar genellikle toplumca yadırganan yönleriyle ele alınır. İstanbul’da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır. Öykülerindeki çocuklar ise genellikle bir fon değerindedir.

Öykülerindeki memur karakterleri genellikle yoksul, geçim sıkıntısı yaşayan, silik ve etrafınca fazla önemsenmeyen insanlardır. Memurlar genel olarak dürüst ve adil olmayan bir şekilde davranır. Bir dönem Almanca öğretmenliği de yapan Sabahattin Ali, öykülerinde öğretmenlere de yer verir. Öğretmenlerin iyi yanlarını daha çok göstermekle beraber olumsuz yanlarına da değinir. Doktor karakterleri ise genellikle çıkarcı ve duyarsız bir görünüm verir.

Sabahattin Ali Hikayelerinde Mekan

Öykülerindeki mekanlar ağırlıklı olarak Anadolu ve İstanbul’dur. Yurt dışında geçen öykülerine örnek olarak “Köstence Güzellik Kraliçesi” adlı yapıtı verilebilir. Bu yapıt Romanya’da başlar ve Berlin’de devam eder. “Bir Gemici Hikayesi” adlı yapıtında ise mekan olarak Kızıldeniz (Şap Denizi) ve Akdeniz kıyısında bulunan Port Said kentinin adı geçmektedir. “Viyolonsel” adlı öyküsü, bir gemi kazası sonucunda gelişir ve Afrika’nın sığ bir ormanında geçer. Sabahattin Ali’nin Anadolu anlayışı genellikle Orta Anadolu ve Ege Bölgesi ile sınırlıdır. Bu sınırlamayı Kuyucaklı Yusuf romanında da görmek mümkündür. Bazı öykülerinde mekan olarak doğa öne çıkar. Kapalı mekanlara ise hastane, otel, han ve cezaevleri örnek gösterilebilir.

Öykülerinde yalın bir dili tercih eder. Romanlarında sık rastlanan ve günümüzde çok kullanılmayan ifadelere öykülerinde daha az rastlanır. Karakterleri konuştururken yerel ifadeler ve şive özelliklerini vermek zaman zaman tercih edilir. Karakterlerin yerel ağızlarını yansıtırken ölçülü bir üslubu tercih eder. Öykülerinde yerel olarak ifade edilebilecek argo sözcükler de bulunur.

Kaynak:WikiPedia

Sabahattin Alinin Bütün Hikayelerine sitemizden ulaşabilir ve okuyabilirsiniz.

Değirmen
Kurtarılamayan Şaheser
Kırlangıçlar
Viyolonsel
Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi
Bir Delikanlının Hikayesi
Bir Gemici Hikayesi
Bir Orman Hikayesi
Kazlar
Bir Firar
Kanal
Candarma Bekir
Sarhoş
Bir Cinayetin Sebebi
Bir Siyah Fanila İçin
Komik-i Şehir
Kağnı
Kamyon
Kafa kağıdı
Gramofon Avrat
Arap Hayri
Bir Şaka
Duvar
Pazarcı
Apartman
Arabalar Beş Kuruşa
Fikir Arkadaşı
Düşman
Bir Skandal
Ses
Köpek
Sıcak Su
Mehtaplı Bir Gece
Köstence Güzellik Kraliçesi
Hanende Melek
Çaydanlık
Ayran
Isıtmak İçin
Uyku
Selam
Bir Mesleğin Başlangıcı
Bir Konferans
Yeni Dünya
İki Kadın
Sulfata
Hasanboğuldu
Portakal
Beyaz Bir Gemi
Katil Osman
Böbrek
Cıgara
Millet Yutmuyor
Bahtiyar Köpek
Çilli
Dekolman
Hakkımızı Yedirmeyiz!
Cankurtaran
Çirkince
Kurtla Kuzu
Bir Aşk Masalı
Devlerin Ölümü
Koyun Masalı
Sırça Köşk
Asfalt Yol