Biz o kadar ağladık ki beraber,
Gözyaşları doldurdu avucumu şimdilik.
Şimdilik uzun uzun, bambaşka bir sessizlik
Yavaşça alçalarak, yavaşça bizi dinler.
Her akşamki yoluma koyulmuş gidiyorum.
Her akşamdan vücudum bu akşam daha yorgun.
Öyle istiyorum ki bu akşam biraz sükûn,
Bir cami eşiğine yatıversem diyorum
Çiçeğin rengi soldu, bitti şarkısı kuşun.
Yol tenha, dal mecâlsiz, su durgun.
Tabut yapılan tahta, ev ev taşınan odun.
Bahar, ümit yerine, ey kış, içimde korkun!
Bilemiyorum yıllardır neredeyim?
Hergün yediğim ekmek, susayıp içtiğim su,
Kolundan tutup gitmek istediğim kadın,
Yaşamak kaygısı, gök hasreti, ölüm korkusu,
Çözülen bir demetten indiler birer birer,
Bırak, yorgun başları bu taşlarda uyusun.
Tutuşmuş ruhlarına bir damla gözyaşı sun,
Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler...
Kubbealtı Akademi Mecmuasının 193 ve 194. sayısının içerisindekiler aşağıdadır.
7 Sâmiha Ayverdi’den Ömer Fâruk Bağış’a Mektup
10 Bir Ken’an Rifâî Medhiyesinin Şerhi
Prof. Dr. Mehmet Demirci
25 Mihalgāzi Türbesi
Prof. Dr. Ömer Fâruk Harman
34 Güzel Türkçemiz ya da Türkçenin Gücü
Prof. Dr. Abdullah Uçman
51 Gülüm
Bâki Bilgin
52 Yûnus’un Dâveti
Özcan Ergiydiren
55 Şeyhoğlu Satılmış
Dr. Kâmil Uğurlu
64 Rahmetli Dr....