İşte doğduğun eski evdesin birden,
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler, mağluplar, mahzunlar…
Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Ey şair, sönmededir o coşkun duâların;
Ne kadar zavallıdır gençlik iddiâların!
Gözlerinde parlayan kıvılcımlar silinsin!
Sen eski genç değilsin; sen artık genç değilsin!
Güneşi öldürdüler; zavallı yiğit güneş!
Bu sabah nasıl dinçti, nasıl şendi, güzeldi!
Bağrında ta ezelden alev alev bir ateş
Göklerin ortasında ne pervasız yükseldi!
Doğrusu çok alınteri döktük ama değerdi:
Neş'e veren kısmetimiz yorgunluğunu giderdi
Araştırdık gemideki bütün köşe bucağı,
Kimi aldı gümüş kılıç, kimi Malta bıçağı...