Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir?
Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir?

Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir?

Abdülhak Şinasi Hisar Kimdir? Abdülhak Şinasi Hisar (14 Mart 1887, İstanbul – 3 Mayıs 1963, İstanbul), Türk yazardır.

Soybağı

İstanbul’da Rumelihisarı’nda doğdu. Babası Celalettin Bey, İbrahim Şinasi ve Abdülhak Hamit’e hayranlığından dolayı oğluna Abdülhak Şinasi adını verdi (Kabaklı, 1985; 362). Babası Paris’te eğitim görmüş Mekteb-i Sultani’den mezun olmuş, dönemin önemli dergilerinden biri olarak kabul edilen Hazine-i Evrak’ı çıkaran Mahmut Celalettin Bey; annesi Emine Neyir Hanım’dır. Hem baba hem anne tarafı Osmanlı bürokrasisinin askeriye sınıfının önemli kademelerinde bulunmuş kültürlü insanlardı. Baba tarafı İstanbul şehreminliğinden, anne tarafı Yanya Valisi Tepedenli Ali Paşa sülalesinden gelmekteydi (Okay, Aktaş, 1992: 391). Kardeşi Tiyatro Tarihi, Tiyatro Bilgisi, Türk Matbaacılığı gibi eserlerin sahibi olan Selim Nüzhet’tir [1]

Hayatı

Çocukluğu, kültürlü bir aile ortamı içinde bütün örf ve âdetleriyle canlı bir şekilde yaşamakta olan Boğaziçi yalılarıyla Büyükada ve Çamlıca köşklerinde geçti. Abdülhak Şinasi küçük yaştan itibaren bir Fransız mürebbiyeden Fransızca, o sırada Rumelihisarı’nda komşuları olan Tevfik Fikret’ten Türkçe dersleri aldı. 1898’de yatılı olarak Mekteb-i Sultânî’ye (Galatasaray Lisesi) girdi. Buradaki hocaları içinde Hacı Zihni Efendi, Recâizâde Mahmud Ekrem, Acem Feyzi Efendi, Nâfi Efendi, Tevfik Fikret, Ahmed Hikmet (Müftüoğlu) ve Abdurrahman Şeref gibi devrin ünlü simaları arasında yer alan şahsiyetler de bulunuyordu. Okulun daha ilk sınıfından itibaren edebiyatla ve özellikle şiirle meşgul olmaya başladı. Galatasaray Mektebi’ndeki en yakın arkadaşları arasında Ahmed Hâşim, Hamdullah Subhi (Tanrıöver), Müfit Râtip, Emin Beliğ, Ahmet Samim, Refik Halit (Karay), İzzet Melih (Devrim), Tahsin Nâhid ve Ahmed Bedî vardı.

Paris Yılları

1905 yılı sonlarına doğru Paris’e gitti. Paris’te önce Jön Türkler’le tanıştı ve zaman zaman onların siyasî mahiyetteki bazı toplantılarına katıldı. Daha sonra Ecole Libre des Sciences Politiques’e kaydoldu. Burada sık sık görüştüğü kişiler arasında, Jön Türk liderlerinden Ahmed Rızâ ve Prens Sabahaddin ile kendisi gibi buraya tahsile gelen Yahya Kemal ve Nihad Reşad da (Belger) bulunuyordu.

Abdülhak Şinasi’nin Jön Türkler’le münasebeti, Aralık 1907’de Paris’te toplanan II. Jön Türk Kongresi’ne katılabilecek derecede ileri seviyede olmasına rağmen mizaç itibariyle siyasî meselelerden hoşlanmadığı için onun Paris’te devam ettiği esas mekân, daha çok devrin tanınmış sanat ve edebiyat adamlarının toplandığı Quartier Latin çevresi oldu. Abdülhak Şinasi burada, fikrî ve edebî bakımdan uzun süre etkisi altında kalacağı Maurice Barrès, Jean Moréas, Emile Faguet, Henri de Régnier, Jean Cocteau ve Anatole France ile tanıştı; onların düzenledikleri sanat toplantılarına katıldı. Bir aralık Paris Öğrenciler Birliği’ne üye oldu, hatta topluluk mensuplarının hazırladığı L’A dergisinin çalışmalarına katıldı.

Abdülhak Şinasi’nin Paris’teki hayatı daha çok sanat ve edebiyat çevrelerinde olmak üzere üç yıl kadar sürdü. [2]

İstanbul’a Dönüşü

1908’de İstanbul’a döndü. 1909-1913 yılları arasında Fransızlara ait bir şirkette çalıştı. 1913-1920 yılları arasındaki süreçte de Kozlu madenlerini işleten Stinnes adlı bir Alman şirketinde kâtip olarak görev yaptı. Bir süre Osmanlı Bankası’nın tercüme servisinde çalıştı. 1919’da İttihat ve Terakki’ye karşı kurulan ve Anadolu’daki milli hareketi destekleyip sonradan kendisini fesheden Milli Ahrar Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. [3]

Mütareke ve Cumhuriyet Yılları

1918 yılından itibaren devrin çeşitli dergilerinde biraz Yahya Kemal, biraz da Ahmet Haşim tesiri altında “Saatler ve Mevsimler” başlığıyla ilk şiir denemelerini yayımlayan Abdülhak Şinasi’nin asıl yazı faaliyeti Mütareke yıllarında başlar. 1921 yılında, önce, Yahya Kemal’in idaresi altında çıkan Dergâh mecmuasında “Kitaplar ve Muharrirler” başlığı altında ilk edebi tenkitlerini neşreden Abdülhak Şinasi, aynı yıl Yarın mecmuasıyla İleri ve Medeniyet gazetelerinde edebiyat üzerine yazılar ve şiirler yayımlar. Ankara’da Balkan Birliği’nde kâtip olarak çalıştığı yıllarda ise Ülkü mecmuasında Balkan ülkelerine dair yazılar yazar. Yine Ankara’da Dışişleri’nde çalışırken Varlık (1933) dergisinde başladığı mensur şiir ve edebi denemelerle eski edebiyatçılar ve geçmiş zamanla ilgili hatıra tarzındaki yazılarını Ağaç (1936), İstanbul’a döndükten sonra yine Varlık (1946-1958), Türk Yurdu (1955-1957) ve İstanbul (1955) dergileri ile Yeni İstanbul (1949) gazetesinde yayımlamayı sürdürür.

Edebi Hayatı

Abdülhak Şinasi, Paris’ten İstanbul’a döndüğü günlerde kendisini bir anda Ahmet Haşim, Refik Halit, Hamdullah Suphi, İzzet Melih, Yahya Kemal, Yakup Kadri ve Süleyman Nazif gibi edebiyatçıların yer aldığı oldukça geniş bir edebiyatçılar topluluğunun arasında bulmasına rağmen, onlardan farklı olarak, ne siyasi faaliyetlere katılır, ne de uzun süre herhangi bir eser yayımlar. Onun eser yayımlamakta acele etmemesi konusunda, üstat kabul ettiği bazı Fransız yazarlarının mükemmeliyeti ön plana çıkarmalarının rol oynadığı üzerinde de durulmuştur.

Abdülhak Şinasi, uzun sayılabilecek bir hazırlık devresinden sonra, ancak 1941 yılında Fahim Bey ve Biz adlı ilk romanını yayımlar. Gerek kurgusu, gerekse anlatımıyla devrin okuyucuları tarafından da ilgiyle karşılanan eser, ertesi yıl CHP Hikâye ve Roman Mükafatı’nda üçüncü seçilince, yazarın adı daha geniş bir okuyucu kitlesi tarafından duyulur. Ertesi yıl, Boğaziçi serisinin ilk cildi olan Boğaziçi Mehtapları (1942), iki yıl sonra da ikinci romanı olan Çamlıca’daki Eniştemiz (1944) yayımlanır.

Yaşı ilerledikçe hassasiyeti ve titizliği giderek artan, hatta bir ara evden dışarıya çıkamayacak duruma gelen Abdülhak Şinasi, sıhhat bakımından oldukça zor şartlar altında 1952’de Ali Nizamî Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği adlı üçüncü romanını, 1954’te Boğaziçi Yalıları’nı, 1955’te Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde adlı mısra ve beyitlerden meydana gelen aşk şiirleri antolojisini yayımlar. Hastalığının ve aşırı hassasiyetinin her geçen gün artmasına rağmen, ölmeden önce geriye daha fazla şeyler bırakmak için yayım faaliyetine ara vermeden devam eder. 1956’da Geçmiş Zaman Köşkleri, 1957’de Geçmiş Zaman Fıkraları ile İstanbul ve Pierre Loti, 1959’da Yahya Kemal’e Veda, ölümünden kısa bir süre önce de Ahmet Haşim (1963) adlı eseri yayımlanır.

Edebiyatın değişik türlerinde faaliyet gösteren Abdülhak Şinasi’nin eserlerini başlıca dört grupta ele almak mümkündür. İlk grupta Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları ve Geçmiş Zaman Köşkleri’nin meydana getirdiği, daha çok çocukluk hatıralarına dayanan yarı hatıra- arı deneme tarzındaki eserleri; ikinci grupta Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz ile Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği’nden meydana gelen roman türündeki eserleri; üçüncü grupta Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Pierre Loti ile ilgili biyografik eserleri; son grupta ise Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde ve Geçmiş Zaman Fıkraları adlarını taşıyan bir nevi antoloji tarzındaki eserleri yer almaktadır.

Sanatı ve sanatkârane duyarlığı zaman zaman asaletleştirmek suretiyle bir nevi tabu haline getirmeye çalışan Abdülhak Şinasi, bir kısım eserlerinde, dinin verdiği teselli ve imanı, kendisinin sanatta bulduğunu da itiraf etmekten geri durmaz.

Yenileşme dönemi Türk edebiyatı içinde Abdülhak Şinasi’yi bütünüyle, Türkiye’de XX. yüzyılın başlarından itibaren görülmeye başlanan sığ gerçekçilik ve materyalizm gibi ideolojilere karşı ilk planda insanın iç dünyasına, geçmişe, hâtıralara ve özellikle tarihe eğilen, bu çerçevede Türk milletinin millî, mânevî ve kültürel değerlerine ön planda yer veren bir grup yazar arasında değerlendirmek gerekir. [4]

Ölümü

Ömrü boyunca evlenmeyen A. Ş. Hisar, kalabalık içerisine çıkmaktan hoşlanmaz, kendi köşesinde edebiyatla uğraşmayı tercih ederdi. Nişantaşı’ndaki evinde ani bir beyin kanaması sonucu vefat etti (1963). Öldüğünde, geriye maddi hiçbir şey bırakmadı. Kabri Merkezefendi’dedir. [5]

Eserleri

Roman

  • Fahim Bey ve Biz (1941; 1942 CHP Hikâye ve Roman Ödülü üçüncülüğü)
  • Çamlıca’daki Eniştemiz (1944)
  • Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952)

Anı

  • Boğaziçi Mehtapları (1942)
  • Boğaziçi Yalıları (1954)
  • Geçmiş Zaman Köşkleri (1956)

Fıkra

  • Geçmiş Zaman Fıkraları (1958)

Antoloji

  • Aşk imiş her ne var alemde (1955)

Biyografi

  • İstanbul ve Pierre Loti (1958)
  • Yahya Kemal’e Veda (1959)
  • Ahmet Haşim: Şiiri ve Hayatı (1963)

Ölümünden Sonra Toplanan Eserleri

Hisar’in kitaplarına girmemiş edebi makale, deneme ve eleştiri yazıları Necmettin Turinay tarafından üç cilt olarak bir araya getirilmiştir.

  • Kitaplar ve Muharrirler I – Mütareke Dönemi Edebiyat (Mayıs 2008)
  • Kitaplar ve Muharrirler II – Edebiyat Üzerine Makaleler (1928-1936) (Şubat 2009)
  • Kitaplar ve Muharrirler III – Romana Dair Bazı Hakikatler (1943-1963) (Eylül 2009) [6]

Kaynakça :

[1] YeseviÜniversitesi
[2] İslamAnsiklopedisi
[3] YeseviÜniversitesi
[4] DergiPark
[5] Biyografya
[6] WikiPedia