Ahmet Haşim Kimdir?

Ahmet Haşim Kimdir?

Ahmet Haşim Kimdir? Şair ve yazar (D. 1887, Bağdat – Ö. 4 Haziran 1933, İstanbul). Fizan mutasarrıflığı yapmış olan babası Arif Hikmet Bey, Bağdat’ın seçkin ailelerinden Alûsizâdelerdendir. Annesi ise, yine seçkin bir aile olan Kâhyazâdelerdendir. Haşim’in, çocukluğunu Bağdat’ta tam bir Arap muhiti içinde geçirdiğini, sonradan İstanbul’a babasıyla geldiği sıralarda, Türkçeyi hemen hemen hiç bilmediğini görüyoruz. Haşim, Arif Hikmet Bey’in biri kız, ikisi erkek üç çocuğundan en büyüğüdür. Şairin çocukluğunu hastalıklı bir anne ile, eşinin bu hastalığından daima acı duyan bir babanın hüzünlü şefkatleri arasında geçirdiği tahmin edilir. Ayrıca babasının memurlukla birçok yerde dolaşması yüzünden uzun müddet düzenli bir hayat yaşamadığı da söylenebilir. Sekiz yaşlarında iken annesini kaybetti. Bu ölüm, onun küçücük dünyasının en büyük olayı olmuş, onda derin ve silinmez izler bırakmıştır. Gerçekten de çok sonraları Ahmed Haşim, bu çocukluk hatıralarının hüzünlerini Şi’r-i Kamer’de dile getirecektir. Bu dizi şiirde görüleceği gibi; genç şairin kalbinde ümitsizlik, dehşet, korku, nefret gibi duygular bir çelişki kervanı haline dönüşecek ve onu sürekli etkileyecektir. (1)

Ahmet Haşim Tevfik Fikret İle Tanışıyor

Onun sanat ve edebiyat meseleleri ile ilgilenmeye başlaması Galatasaray’daki öğrencilik yıllarına rastlar. Burada devrinin ünlü isimleri arasında bulunan Arapça muallimi Zihni Efendi, Farsça muallimi Acem Feyzi, edebiyat muallimleri Tevfik Fikret ve Müftüoğlu Ahmed Hikmet beylerden faydalandı. Yine burada, sonraları her biri edebiyat alanında şöhret yapacak olan Hamdullah Suphi, İzzet Melih, Emin Bülent ve Abdülhak Şinasi ile de yakın mektep arkadaşı oldu. Sanata ve edebiyata meraklı bu çevre içinde şiirle uğraşan Haşim’in bilinen ilk manzumesi “Hayâl-i Aşkım”, 7 Mart 1901 tarihli Mecmûa-i Edebiyye’de neşredilmiştir. Bu şiirle beraber, daha sonraki iki yıl içinde çıkan on beş şiirinde, kısmen Muallim Nâci ve Abdülhak Hâmid, daha çok da Fikret ve Cenab’ın tesirleri görülür.

Kendi Nesli İçinde Batı Şiirini En İyi Bilen Şair

Ahmed Hâşim, Galatasaray’daki talebeliğinin son yıllarında Fransız şiirini, özellikle Fransız ve Belçikalı sembolistleri, bu yolla da Batı edebiyatının estetik ve poetik temelini yakından tanımaya çalışmıştır. Halit Ziya Kırk Yıl’da, onun kendi nesli içinde Batı şiirini en iyi araştıran ve bilen bir sanatkâr olduğunu söyler. 1906’da Galatasaray Sultânîsi’nin son sınıfında iken tamamlayıp 1908-1909 yıllarında neşrettiği “Şi‘r-i Kamer”lerde şahsiyeti ve orijinalliği belirmeye başlar. 1909’da aralarına katıldığı Fecr-i Âtî çevresindeki yazıları, topluluğun yayın organı olan Servet-i Fünûn dergisindeki on beş kadar şiir ve Edebiyât-ı Cedîdeciler’i tenkit eden bir makaleden ibarettir.

Göl Saatleri ve Piyâle adını taşıyan kitaplarıyla bunun dışındaki şiirlerinin toplamı doksan beş civarında olan Hâşim için verimsiz olmaktan ziyade, titiz ve “saf şiir” peşinde bir şair hükmünü vermek daha doğru olur. Bir mukaddime kıtası ve iki küçük şiirin ilâvesiyle on iki parçadan ibaret olan “Şi‘r-i Kamer”ler, Bağdat’ta geçen çocukluğuna ait hâtıralar ve intibalarla, sonraki şiirlerinde platonik aşkla karışacak olan derin bir anne sevgisi, güneşten kaçıp çöle hayat veren geceye sığınma, hastalık, ölüm gibi şairin çocukluğundan gelen, bazan şuur altında gizlenmiş duyguların izlerini taşır. (2)

Sonbahar, akşam kızıllığı ve karamsarlık önemli temalardır. Ahmet Haşim fıkraları, denemeleri ve gezi yazılarıyla da önemli bir yazardır. Düz yazılarında dili sade ve oldukça başarılıdır. Mezarı Eyüp Sultan Camii yakınındadır. (3)

Kısaca Ahmet Hâşim Kimdir?

  • Fecr-i Âti topluluğunun en güçlü şairidir.
  • Şiirlerinde musiki de vardır.
  • Empresyonizm ve sembolizmin etkisiyle şiirler yazar.
  • Ona göre şiir, anlamın ve ahengin uyumundan doğar.
  • Ahenk kavramına büyük önem verir.
  • Sanatçıya göre gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.
  • Aruz ölçüsüyle yazan şair, Arapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.
  • Haşim, anlamca kapalı olan şiirleri sever.
  • Serbest müstezata ilgi duyar. Haşim’e göre şiirlerde “açıklık” ve “fikir” gereksizdir.
  • Şiir, anlamını okuyucudan almalıdır. Okuyucu kendi gücü oranında yorum yapmalıdır.
  • “Piyâle” Haşim’in olgunluk dönemi şiirlerini kapsamaktadır.
  • Bu dönemde hayat ve kadın karşısında kendisini yalnızlık içinde bulan sanatçının ruh yansımaları vardır.
  • Ahmet Haşim, hece ölçüsünü musiki açısından yeterli görmez, serbest müstezatı Servet-i Fünûnculardan daha rahat kullanır.
  • Şiirlerinde tasvire yer veren sanatçı sıfatları da çok kullanır.
  • Sembolizmin ahenk ve anlam kapalılığı ilkesinden; empresyonizmin izlenimlerinden yararlanır.
  • Sanatçı, toplumsal sorunlara ilgisizdir. Şiirlerinin konusunu hüzün, yalnızlık, ölüm, aşk gibi bireysel konular oluşturur.
  • Haşim’e göre şiir, musiki ile söz arasında; fakat sözden çok musikiye yakın bir dildir. Şiirlerin, açık ve anlaşılır olmasına karşıdır. Haşim; sarı, kırmızı, siyah renkleri kullanır.
  • Şiirlerinde duygusallığa anlam kargaşalığına önem veren sanatçı nesirlerinde açık, yalın, anlaşılır bir üslupla karşımıza çıkar. Sanatçının fıkraları, edebi tenkitleri, gezi yazıları vardır. Ayrıca nesirlerinde sosyal konulara da ağırlık verir. (4)

Ahmet Haşim

Şiirleri

Kış
Hayali Aşkım
Hasta İken
Bahçe
Bir Yaz Gecesi Hatırası
O Eski Hicreye Benzer Ki
Gece
Parıltı
O Belde
Mukaddime
Karanfil
Bir Günün Sonunda Arzu
Bülbül
Akşamlarım
Merdiven

Eserleri

Şiirler

Göl Saatleri (1921)
Piyale (1926)

Fıkra ve Sohbet

Bize Göre (1926)
Gurabahane-i Laklakan (1928)

Gezi

Frankfurt Seyahatnamesi (1933)

Kaynakça

1- Biyografta.com
2- islamansiklopedisi.org.tr
3- wikipedia.org
4- türkedebiyatı.org