Vasfi Mahir Kocatürk Kimdir?
Vasfi Mahir Kocatürk Kimdir?

Vasfi Mahir Kocatürk Kimdir?

Vasfi Mahir Kocatürk Kimdir? Gümüşhane’nin en büyük mahallelerinden biri olan Bağlarbaşı’nda 1907 yılında doğdu. Babası Gümüşhane’nin yerlilerinden Şeyhzade Arif Efendi, annesi Fikriye Hanım’dır. Hamit Cevdet (doğumu 1903), Müdrike (doğumu 1905) ve Talat (doğumu 1910) olmak üzere üç kardeşi bulunan Vasfi Mahir’in babası, 1914’te I. Dünya Savaşı’nda şehit düştü.

Çocukluk döneminin bir bölümünü Gümüşhane’de geçiren Vasfi Mahir, Rusların 1916’da Gümüşhane’yi işgaliyle birlikte ailesiyle Tokat’ın Zile ilçesine göç etmek zorunda kaldı. Bu göç sırasında ailenin en küçük çocuğu Talat, vefat etti. Bir süre Zile’de kalan aile, daha sonra İstanbul’un Koca Mustafa Paşa semtine gitti. Büyük zorluklar yaşayan ailenin geçimini en büyük çocuk Hamit Cevdet sağladı. Kibrit satmaktan manifaturacılığa ve pazarcılığa kadar çeşitli işler yapan Hamit Cevdet hem ailesine baktı hem de Vasfi Mahir’in eğitim almasına yardımcı oldu.

Okuduğu bütün okulları birincilikle bitirdi

İlköğrenimine Zile’de başlayan Kocatürk, İstanbul’a göç etmeleriyle öğrenimine İstanbul Koca Mustafa Paşa Numûne Mektebi’nde devam etti. 1921’de sınavla Darüşşafaka’ya girerek ortaokulu ve liseyi burada okudu. 1927’de Darüşşafaka’dan mezun oldu. Yüksek tahsilini Mülkiye Mektebi’nde yaptı. Okuduğu bütün okulları birincilikle bitiren sanatkâr, 1930’da Mülkiye Mektebi’nden mezun olduktan sonra Ankara ve Kabataş liselerinde staj gördü. Stajının bitmesiyle Edirne, Kastamonu, Malatya, Eskişehir ve İstanbul olmak üzere farklı illerde öğretmenlik ve müdürlük yaptı.

1948-1950 yılları arasında maarif müfettişliği görevinde bulundu ve 1950-1954 yılları arasında da siyasete atıldı. 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’den Gümüşhane milletvekili seçildi. 9. Dönem Gümüşhane Milletvekili olarak meclise girdi ve 2 Mayıs 1954’te milletvekilliği görevi sona erdi. 1954’ten 1961’e kadar Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Edirneli Ataözden ailesine mensup Nezahat Hanım ile evlenen ve Muzaffer Utkan (d. 1937) ile Alev (d. 1939) adlarında iki çocuğu olan Vasfi Mahir, 17 Temmuz 1961 tarihinde kalp krizi neticesinde Ankara’da hayatını kaybetti. 18 Temmuz 1961’de Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi (Atay 2012: 19-32). [1]

Edebi Hayatı

Sanat hayatına Servet-i Fünûn’da yayımlanan şiirleriyle başlayan (1926) Vasfi Mahir Yedi Meşaleciler diye anılan grup içinde yer almış, o zamana kadar yazdığı şiirleri de Yedi Meş‘ale adlı ortak kitabın “Dağların Derdi” başlıklı bölümünde yayımlanmıştır (1928). Edebî faaliyetlerini bu grubun yayın organı olarak çıkarılan Meş’ale mecmuasıyla MuhitVarlıkİctihadHayat gibi devrin önde gelen kültür ve sanat dergilerinde sürdürmüştür.

Şiirlerinde devrin hâkim temayüllerine uyarak hece veznini kullanan Vasfi Mahir söyleyiş itibariyle bir yandan halk şiirinin, diğer yandan da Nâmık Kemal’deki tok ve gür sesin etkisindedir. Konularını ise aşk, tarih ve vatan sevgisi şeklinde özetlemek mümkündür. Ferdî ıstırapları işlediği şiirlerinde sağlam mısra yapısını yakalayabilen Vasfi Mahir Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki milliyetçilik havasını yansıtan epik şiirleriyle Enis Behiç Koryürek’in devamı izlenimini verir.

Vasfi Mahir şairliğinden çok edebiyat tarihi alanındaki çalışmalarıyla tanınmıştır

Türk edebiyatının tasnifinde M. Fuad Köprülü’ye bağlanmakla beraber ikinci dönem olan müslüman Türk edebiyatının başlangıcını Tanzimat’a değil Cumhuriyet’e kadar getirerek ondan ayrılır. Kocatürk’e göre, “Tanzimat’la Türk cemiyeti İslâm medeniyeti tesirinden kurtulmuş ve Avrupa medeniyeti içine girmiş değildir. Böyle bir dönüm noktası ancak Cumhuriyet olabilir …

Tanzimat’tan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar geçen zaman içindeki Osmanlı Devleti, bütün hamlelerine ve yeniliklerine rağmen bugünkü laik Türkiye Cumhuriyeti’nden ziyade dünkü müslüman Osmanlı Devleti’ne bağlıdır. Daha evvelki asırlarda olduğu gibi bu zamanda da cemiyetin kültür ve ülküsünde en kuvvetli vasıf Müslümanlık, yani eskimiş Şark medeniyetidir … Garbı taklitte en ileri gidenler bile ruhta Müslümanlığa ve Şarklılığa bağlı kalmışlardır. Edebiyatta da vaziyet aynıdır” (Yeni Türk Edebiyatı, s. 5-6).

Divan Edebiyatı asil ve yüksek bir edebiyattır

Buradaki “eskimiş Şark medeniyeti” ibaresinin Müslümanlık ile özdeşleştirilmesi, onu İslâm medeniyeti kültür unsurlarına karşı olumsuz bir tavır içinde göstermektedir. Hatta Nâmık Kemal’i yeni cemiyet ve yeni edebiyatın bir müjdecisi olarak değerlendirirken onda samimi bir Müslümanlık ülküsü ve sağlam bir Osmanlılık sevgisi göze çarptığını kaydettikten sonra şairin vatan sevgisini aşılama gayretini “dinin ve eski inanışların iflâsını ilân eden peygamberane bir seziş” olarak değerlendirir.

Yazar sonraları bu tavrını daha ılımlı bir çizgiye çekmiş, özellikle divan edebiyatının ümmet edebiyatını temsil eden bir zümre kültürü olarak görüldüğü ve genellikle olumsuz yönde tenkit edildiği 1935-1960 yılları arasında onu dünyanın en asil ve en yüksek edebiyatı, eski Yunan ve Latin edebiyatları gibi büyük bir insanlık destanı, koca bir medeniyet eseri olarak nitelemiştir. Ona göre, “Bu edebiyat sanıldığı gibi gayr-i millî, gayr-i ictimaî, gayr-i hayatî, Acem taklidi filân değildir. Aynı kültür ve aynı estetiğin mahsulü olan Arap, Acem edebiyatlarından çok başkadır. Tıpkı aynı kaideler ve aynı estetik altında meydana gelen Alman, Fransız ve İngiliz edebiyatlarının birbirinden başka oldukları gibi” (Varlık, sy. 61 [1936], s. 200-201).

Vasfi Mahir, kendi çıkardığı Divan (Aralık 1944 – Haziran 1945) adlı dergide de Batı edebiyatı yanında, divan edebiyatını sevdirici yazı ve metinlere yer vermiştir. [2]

Türk Edebiyat Tarihi

Vasfi Mahir Kocatürk’ün son yıllarında üzerinde çalıştığı, tamamlayamadan öldüğü Türk Edebiyat Tarihi adlı kitabı 1964 yılında oğlu tarafından yayımlandı. Bu kitabın Dr.Utkan Kocatürk tarafından genişletişmiş şekli 1970 yılında Büyük Türk Edebiyatı Tari­hi adıyla yayımlandı. 904 sayfalık eserin alt başlığı Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk edebiyatının Tarihi, Tahlili ve Tenkidi idi. Bu dev kitap, Orta Asya Türk Edebiyatı’ndan günümüze kadar edebiyatımızın topluca ele alındığı bir eserdir. [3]

Kaynakça:

[1] YeseviÜniversitesi
[2] İslamAnsiklopedisi
[3] Wikipedia

Şiirlerinden Örnekler

Sabah Türküsü
Yurt Türküsü
Şairin Ölümü
Cumhuriyet
On Kasım
Yirmi Üç Nisan
Üşür Ölüm Bile