Ülkemizde tarım sektörüne kısa bir bakış

Biz tarım ülkesiyiz savını sürdürme çabası içerisindeyiz fakat bu çaba yeterli değil. Tarımsal üretimde teknoloji kullanan pek çok ülkeye göre maalesef oldukça geride kalıyoruz. Örneğin, tarımsal sulama teknikleri açısından damla sulamayı biz hala etkin kullanmazken, gelişmiş ülkeler iklim koşullarına göre bilgisayar kontrollü sulama teknolojisi kullanmaktadırlar.

Ülkemizde tarımsal üretime yönelik devlet desteği, üretimin sürdürülebilmesi için büyük önem taşımaktadır fakat maalesef bu desteklerden sadece çiftçi kayıt sistemine (ÇKS) kayıt yaptıran üreticiler yararlanabilmektedir. Destek alan arazi miktarı da yaklaşık 14,8 milyon hektar kadardır ancak bu ekilebilen arazilerin tamamı değildir.

Önemli bir konu da bütçe olanakları kapsamında tarım üreticisine önemli miktarda destek verilse de çiftçimizin rekabet etmek zorunda kaldığı gelişmiş ülkelerin tarım üreticileri ile karşılaştırıldığında maalesef düşük düzeyde kalmaktadır

Ülkemiz tarım ve gıda maddeleri üretimi açısından 201 ülke arasında 23. Sırada ve yaklaşık 50 ürünün üretiminde ise ilk 10 da yer almaktadır. Bazı tropik bitkiler dışında her türlü bitkisel ürün üretebilecek toprak yapısı ve iklim koşullarına sahip olmamıza rağmen, tarımsal sulamanın yetersizliği, arazi yapısının parçalı olması, işletmelerin ölçek yapısının küçüklüğü ve sahip olduğumuz tarımsal potansiyelin yeterince kullanılamaması nedeni ile toplam talebin tamamını karşılayamamaktadır. Bu nedenle de arz eksikliği oluşmaktadır.

Tarımsal sektörde dışa bağımlılık net ihracat yapısına bakılarak açıklanabilir. Her ülke tarımsal üretimde ne kadar ilerleme kaydetmiş olursa olsun farklı tarım ürünlerini de ithal edebilmektedir.

Belirtilen yapısal sorunlar aşıldıkça, gelişen teknoloji ile birlikte kaynak ithal ürünlerin miktarı ve yapısında da azalma görülecektir. Ülkemiz halen net tarım ihracatçı pozisyonundadır, tarımsal ürünler ve gıdada  yaklaşık 5,2 milyar dolar dış ticaret fazlası vermektedir.

Türk tarım sektörü gerçekleştirdiği üretim, sektörün sağladığı istihdam ile ülke ekonomisindeki önemini korumaktadır. Türkiye’de buğday ve arpa ekilen alanların büyüklüğünün Hollanda’nın 3 katına yaklaştığına dikkat çekilmektedir. 

TÜİK verilerine göre; geçen yıl sonu itibariyle Türkiye’de ekilen ve dikilen tarım alanı 23 milyon 763 bin hektar, çayır ve mera arazileri ile toplam tarım toprakları alanı da 38 milyon 380 bin hektar olarak belirlenmiştir.

  • Tarım alanlarının % 40.58 ini tahıllar ve diğer bitkisel ürünleri
  • % 10.55 ini nadasa bırakılan topraklar
  • % 2.10 nu sebze bahçeleri
  • % 0.01 ini süs bitkileri
  • % 8.67 sini uzun ömürlü bitkiler
  • % 38.08 ini de çayır ve meralar oluşturmaktadır.

Son 10 yılda ise maalesef toplam tarım alanının % 5.22 si ( 2milyon113.bin hektar ) azatlığı tespit edilmiştir. Yine bir dipnot olarak belirtmek isterim ki ilk tarım ( ziraat ) sayımı 1927 yılında son tarım sayımı ise 2001 yılında toplamda ise Türkiye’de 7 kez bu sayım yapılmıştır.

Dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik, peki ya şimdi?

Çiftçiyi ve fiyatları disipline etmek için yapılan ithalat konusundaki hatalar nereye kadar devam edecek? yani tarımda dışa bağımlılık nereye kadar devam edecek? Bunlar da ayrı bir analiz konusu olsun. 

Yararlanılan kaynak: Capital Dergisi