Borçlunun haline münasip evinin haczi durumu üzerine inceleme

1.Genel Olarak

Cebri icra sistemimizde kural olarak alacaklının haciz isteyebilmesi için ödeme/icra emrinin kesinleşmesi (haciz isteme hakkının gelmesi) gerekmektedir. Alacaklı haciz isteme hakkını elde ettikten sonra borçlunun haczi caiz olan malvarlığının haczini icra müdüründen (icra dairesinden) talep edebilir. İcra müdürü usul ve yasaya uygun alacaklının talebi gereği haczi tatbik eder.(İİK m.78 vd)

2.Haczi Kabil Olmayan Mallar

Alacaklı, borçlunun malvarlığıyla tatmin edilir. Borçlunun borcundan dolayı da malvarlığı doğrudan alacaklıya intikal etmez. Alacaklı ancak borçlunun haczedilen malvarlığının satış bedelinden tatmin edilir. Yani icra müdürü(dairesi) alacaklının talebi ile borçlunun haczi caiz olan malvarlığını haczeder ve yine alacaklının talep etmesi halinde halinde haczedilen hak ve mallar satılır. Alacaklı bu satış neticesinde elde edilen para ile tatmin edilir. Fakat öncelikle satış bedelinden satış masrafları karşılanır. Yoksa icra müdürü satış bedelini doğrudan alacaklıya vermez.

Kural borçlunun malvarlığının haczedilebilmesi olsa da kanun koyucu haczi caiz olmayan bir takım hak ve mallar öngörmüştür. Yani borçlunun borcundan dolayı tüm malvarlığı değil sadece haczi caiz olan(haczi caiz olmasa bile borçlunun haczedilmezlikten feragat ettiği hak ve mallar) malvarlığı haczedilir. Haczi caiz olmayan hak ve malların haczedilmesi durumundan borçlu; haciz huzurda yapıldıysa haciz tarihinden, haciz gıyabında yapıldıysa icra müdürü tarafından haczin yapıldığını bildiren davet kağıdı(uygulamada buna 103 davet kağıdı/varakası denilmektedir) borçluya tebliğ edildiği günden itibaren 7 gün içinde şikayet yoluna başvurabilir[1](İİK m.16)

3.Borçlunun Haline Münasip Evi Haczedilemez(İİK m.82/12)

Kural olarak borçlunun borcu için mal ve hakları haczedilebilirse de borçlunun ve ailesinin ekonomik geçiminin temini için (insanlık gayesi ile) bazı mal ve hakların haczini kanun koyucu caiz görmemiştir[2](İİK m.82,83).

Borçlunun haline münasip evi; borçlunun ve birlikte yaşadığı ailesinin sosyal ve ve ekonomik konumuna, yerel adetlere göre[3] insani şartlar altında oturabileceği(sahip olabileceği) konut anlamına gelmektedir. Bu madde de ev olarak belirtilen bağımsız ev, kat mülkiyeti kanununa göre oturulan bir mesken, bir apartman dairesindeki bağımsız bölüm (oturulan konutun paylı mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti olmasının önemi yoktur) anlamında bir mesken olabilir.

Buna karşılık borçlunun arsası m.82/12 anlamında mesken(ev) değildir. Mesela borçlu adına kayıtlı bulunan arsaya gelip konteynır koysa veya çadır kursa da her ne kadar borçlu ve ailesi bu konteynır ve çadır da yaşasa da bunlar m.82/12 anlamında mesken olmadığı için arsa haczedilir. Yine haciz konulduğu sırada arsa olan bir taşınmaz hacziden sonra meskene(eve) dönüştürülse(üzerine müstakil ev inşa edilse ya da KMK gereği bağımsız bölümler yapılsa) bile[4] borçlunun haline münasip evden bahsedilemez. Çünkü esas olan haczi sırasında haczedilen şeyin durumudur. Haczedilen şey yani taşınmaz sonradan herhangi bir şekilde borçlunun haline münasip evi haline dönüştürülse bile borçlu meskeniyet iddiasında bulunamaz.

Bir meskenin borçlunun haline münasip olup olmadığı borçlunun sosyal ve ekonomik duruma, ailesinin geçimine göre haczi yapan icra müdürü(veya görevlendirdiği memur ya da müstahdem) tarafından karar verilir. Haczi yapan müdür borçlunun ve ailesinin sosyal ve ekonomik durumunu göz önünde tutarak olumlu yada olumsuz karar verecektir. İcra müdürünün bu kararından sonra aleyhine karar verilenler dilerse şikayet yoluna başvurabilirler(İİK m.16)

  1. İcra Müdürünün Takdir Yetkisinin Sınırı[5]

Kanun koyucu borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğini belirtirken bilinçli olarak haline münasip evin yorumunu icra müdürüne(şikayet yoluna başvurulmuşsa icra hakimine) bırakmıştır. Zira bu konuda kanun koyucu tarafından haline münasip ev kavramı net olarak belirlenemez. Ancak haciz anına göre bir meskenin borçlunun haline münasip olup olmadığı tespit edilebilir. Çünkü borçlunun adına kayıtlı bulunan evin haline münasip olup olmadığı borçlunun içinde bulunduğu koşullara göre değişebilmektedir. Kanun koyucu burada sadece borçluya yönelik değil bilakis onunla birlikte yaşayan aile efradını koruma gereği duymuştur. Ev her ne kadar borçlunun adına kayıtlı olsa da o evde borçlu ailesi ile birlikte ikamet ediyor olabilir. Dolayısıyla söz konusu evin haczedilip (İİK  m.78 vd) cebri icra kanalıyla satılması[6](İİK m.123 vd) durumunda bu durumdan sadece borçlu değil ailesi de etkilenecektir. İcra müdürü(yetki verdiği hallerde memur yada müstahdem) haczedilecek evin borçlunun haline münasip olup olmadığını değerlendirip gerekçeli olarak karar verecektir(İİK m.82/2 ve m.82/3).

İcra müdürü alacaklının talebi üzerine haczi tatbik etmeden önce haczi talep edilen şevin borçlunun haline münasip evi olup olmadığını değerlendirdikten sonra eğer haczi talep edilen evin kıymeti fazla ise taşınmaz(ev) haczedilecek(alacaklının talebi halinde satılacak) ve satış sonrasında satış bedelinin münasip bir kısmı borçluya bırakıldıktan sonra artan miktar alacaklıya(alacaklılara) verilecektir.

  1. Uygulamada Müzekkere ile Haciz Yapılması[7]

Taşınmaz haczi taşınmazın bulunduğu mahalde yapılabilecekse de uygulamada nerdeyse bu durum tatbik edilmemektedir. UYAP sistemi üzerinden alacaklının adına kayıtlı bulunan ve adına intikal edecek miras hisselerinin TAKBİS sorgusu yapılmakta ve taşınmazın kayıtlı olduğu tapu müdürlüğüne müzekkere yazılarak taşınmaz haczi tatbik edilmektedir. Tapu müdür haciz yazısını alır almaz yevmiye sırasına göre taşınmazın tapu kaydına haciz şerhini işleyerek icra müdürlüğüne şerh konusunda bilgi vermektedir. Bu hacze kaydi haciz denilmektedir. İcra müdürü haciz mahalline gitmeden taşınmaz kaydına şerh verdirerek de haciz yapmaktadır. Belirtildiği gibi TAKBİS sorgusu sonucunda borçlunun adına çıkan taşınmazların niteliği hakkında icra müdürünün bilgisi bulunmamaktadır. Taşınmaz(ev) hakkında bilgi sahibi olamayan icra müdürünün haczi talep edilen taşınmazın(evin) borçlunun haline münasip evi olup olmadığını bilmeden haczi tatbik edilmektedir.

Taşınmaza kaydi haciz konulması sebebi ile borçlu çoğu zaman kendisine İİK’nun 103. maddesi gereğince davet kağıdı(varakası) gönderildikten sonra hacizden haberdar olmaktadır. Borçlu eğer kendisinin(ve ailesinin) oturduğu evin İİK. M.82/12 anlamında haline münasip ev olduğunu düşünüyorsa şikayet yoluna başvurarak haczi kaldırabilir(İİK m.16). Buradaki şikayet süresi 7 gündür. Eğer borçlu yasal 7 günlük sürede şikayet yoluna başvurmazsa haczedilmezlikten zımnen feragat etmiş olur. Yasa 7 günlük süreden sonra borçlunun haczedilmezlik iddiasında bulunup şikayette bulunduğu takdirde icra mahkemesi esas hakkında inceleme yapmadan şikayeti süre yönünden reddetmek zorundadur.

 6. Borçlunun Haline Münasip Evi Hangi Şartlar Altında Haczedilebilir?

Borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğine dair İİK m.82/12 hükmü nisbi emredici hükümdür. Bu nedenle bazı hal ve şartlar altında borçlunun haline münasip evi haczedilebilecektir. Evin değerinin yüksek olması veya borçlunun haczedilmezlikten sarahaten yada zımnen feragat ettiği durumlarda borçlunun evi(mesken) eğer alacaklı talep ederse haczedilebilir.

6.a. TMK m.893’te Belirtilen Kanuni İpotek Hallerinde Borçlunun Haline Münasip Evi Haczedilebilir

İİK. m.82/12’ye göre borçlunun haline münasip evi haczedilemez.  Bu konuda medeni kanunun 807’inci maddesi[8] hükmü saklı tutulmuştur. Türk Medeni kanunun ilgili hükmü kanuni ipotek haklarına ilişkindir. Amaç kanuni ipotek alacaklılarının haklarını korumaktır. Eğer alacaklının alacağı TMK m.893’te belirtilen kanuni ipoteklerden ise borçlunun haline müsanip evi sadece kanuni ipotek alacaklıları tarafından haczedilebir[9]. İİK m. 82/14’e göre borçlunun haline münasip evinin, borcun bu eşya(borçlunun haline münasip evi) bedelinden doğmaması haline münhasırdır. Yani eğer icra takibine konu olan alacak borçlunun haline münasip olan evinin bedelinden kaynaklanıyorsa borçlu alacaklıya karşı haczedilmezlik iddiasında bulunamaz. Mesela; borçlu A, inşaat firması B’den ailesi ile birlikte yaşamak için 100.00,00-TL bedelle 01.01.2012 tarihinde ev satın aldı. Fakat borçlunun 50,000,00-TL ‘sı var. Kalan 50,000-TL’nin 01.01.2013 tarihinde ödenmesi için alacaklı ile sözleşme yaptı. Tapuda ev A’ya devredildi. Vade tarihi geldiğinde borçlu A, B’ye olan borcunu ödemezse alacaklı borçlu aleyhine icra takibi yaparak borçlunun evini haczettirebilir. Borçlu hiçbir şekilde haczedilmezlik iddiasında bulunamaz. Çünkü borç, haczedilen evin satış bedelinden kaynaklanmaktadır.

6.b. Evin Değeri Fazla[10] İse Haczedilebilir

Borçlunun evinin kıymeti(parasal değeri) fazlaysa haczedilir ve satılır. Satış bedelinin haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere borçlunun evi haczedilerek satılır[11]. Yani borçlunun evinin değeri fazla ise borçlunun evi  haczedilir. Fakat satış bedelinin tamamı alacaklıya verilmez. Satış bedelinden haline uygun bir miktar borçluya bırakılır[12] kalan miktar alacaklıya(alacaklılara) verilir.

***Burada diğer konuda vardır ki bu konu HACZEDİLMEZLİKTEN FERAGAT konusudur. HACZEDİLMEZLİKTEN FERAGAT konusu önemli bir konu olduğu için burada kısaca geçiştirmek yerine başka bir yazımda ele almayı uygun buluyorum. Esenlikle kalın…***

[1]Eğer borçlu 7 gün içinde şikayet kanun yoluna başvurmazsa haczedilmezlikten zımnen  feragat etmiş sayılır.

[2] Ayrıntılı bilgi için bkz: Prof. Dr. Baki KURU, İstinaflı İcra ve İflas Hukuku Legal Yayınevi Eylül/2016 sayfa; 245 vd.

[3] Ayrıntılı bilgi için bkz: Prof. Dr. Baki KURU, İstinaflı İcra ve İflas Hukuku Legal Yayınevi Eylül/2016 sayfa; 250

[4] Ayrıntılı bilgi için bkz: Prof. Dr. Baki KURU, İstinaflı İcra ve İflas Hukuku Legal Yayınevi Eylül/2016 sayfa; 250

[5] İcra müdürü her türlü talep hakkında gerekçeli olarak karar veriri.

[6] Haczedilen ev(konut) bir taşınmaz olduğu için alacaklı haciz tarihinden itibaren 1 yıl içinde satış istemek zorundadır, aksi halde haciz düşer.

[7] Uygulamada taşınmaz haczi müzekkere ile yapılsa da taşınmazın bulunduğu mahalde haczi yapılmasına da mani yoktur. Yani taşınmazın bulunduğu mahalle giderek de icra müdürü haczi tatbik  edebilir.

[8] Bu hüküm 01.01.2002  tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 893’üncü maddesine  tekabül etmektedir

[9] Yoksa borçlu burada tüm alacaklılarına(kanuni ipotek alacaklıları dışındaki alacaklıları da dahil) karşı haczedilmezlikten feragat etmiş olmaz.

[10] Buradaki fazladan kasıt evin parasal değerinin borçlunun ve ailesinin geçimi için lüks olası halidir.

[11] Bu bend 6352 sayılı K. M.106/b ile maddeye eklenmiştir. 6352 sayılı kanunun ilgili maddelerinin yürürlüğe girmesinden önce başlatılan takiplerde değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir(6352 sayılı kanuna m.38 ile eklenen Geçici madde 10).

[12] Borçluya bırakılacak uygun miktar; borçlunun ve ailesinin ekonomik ve sosyal durumları göz önünde bulundurularak uygun bir muhitte uygun bedelle haline münasip bir evin bedeli kadardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here