Tüm yönleriyle “Adli Kontrol”

Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu ve devamı maddelerinde düzenlenen adli kontrol kurumu,  ilgiliyi özgürlüğünden yoksun kılmamakla birlikte gözlemeyi ve denetlemeyi olanaklı kılan tedbirlere tâbi kılmaktadır; böylece kişinin kaçma riski azaltılırken hürriyetten tümü ile yoksun kılmanın zararları da ortadan kaldırılmış olmaktadır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu madde uyarınca üç halde, adli kontrol tedbiri uygulama alanı bulacaktır.

A. Tutuklama Sebeplerinin Varlığı Halinde, Tutuklama Yerine 

Tutuklama, suç şüphesi altındaki kişiye uygulanabilecek en ağır ceza muhakemesi tedbiridir. Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu maddesi ilk fıkrası kapsamında adli kontrol tedbiri, tutuklamanın yol açacağı bazı sakıncaları önlemek amacıyla öngörülmüş, şüpheli veya sanığı sosyal hayat içerisinde denetim altına almayı amaçlayan alternatif bir tedbirdir. 
Söz konusu tutuklama koruma tedbirinin uygulama alanı bulacağı halleri, ”Tutuklama Sebepleri” başlıklı yazımı okuyarak detaylı şekilde inceleyebilirsiniz. İlgili yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

B. Kanunda Tutuklama Yasağı Öngörülen Hallerde

Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu maddesi ikinci fıkrası uyarınca, tutuklama koruma tedbiri uygulanmasının yasaklandığı hallerde, adli kontrol tedbiri uygulanabilecektir. Bu noktada kanun koyucu, tutuklama yasağı kapsamına giren suçları işlediği iddia olunan şüpheli veya sanığın kişi hürriyeti veya güvenliğinin tümü ile kısıtlanmasının engellenmesine rıza göstermeyip, tutuklama yasağına giren suçlar arasından adli kontrolün uygulanmasını mümkün kılmıştır.

Tutuklama yasağı öngörülen haller ;
➥    CMK md 100,4 uyarınca  yalnızca adli para cezasını gerektiren suçlar,
➥    CMK md 100,4 uyarınca hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlar,
➥    ÇKK md 21 uyarınca, onbeş yaşını doldurmamış çocuklar için, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlardır.

C. Kanunlarda Öngörülen Tutukluluk Sürelerinin Dolması Halinde

Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu maddesi 7 inci fıkrası uyarınca, kanunen öngörülen azami tutuklama süresi dolmak suretiyle serbest bırakılan kişiler hakkında, adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilecektir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 109 uncu maddesi üçüncü fıkrasında, adli kontrol tedbirleri sayılmıştır. Maddeye göre adli kontrol tedbirleri ;

➥    Yurt dışına çıkamamak.
➥    Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
➥    Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
➥    Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
➥    Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
➥    Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
➥    Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
➥    Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
➥    Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
➥    Konutunu terk etmemek.
➥    Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. 
➥    Belirlenen yer veya bölgelere gitmemektir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 110 uncu maddesi uyarınca adli kontrol kararı hem soruşturma aşamasında hem kovuşturma aşamasında verilebilir. Buradaki ”adli kontrol kararı verme” ibaresi, adli kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilmeyi; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilmeyi, değiştirebilmeyi veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilmeyi ifade etmektedir. Buna göre, soruşturma ve kovuşturmada adli kontrol tedbirine karar verme makamı;

A. Soruşturma Aşamasında

Ceza Muhakemesi Kanunu 110 uncu maddesi ilk fıkrası hükmünce, Cumhuriyet Savcısının tutuklama istemi yahut adli kontrol talebi ile soruşturmanın her aşamasında, Sulh Ceza Hakiminin kararıyla adli kontrol kararı verilebilecektir. Buna karşın Cumhuriyet Savcısının istemi olmaksızın, Sulh Ceza Hakiminin karar alma yetkisi yoktur.

B. Kovuşturma Aşamasında

Sanık hakkında yargılama yapılan mahkeme hangisi ise adli kontrol tedbirine karar verme yetkisi de o mahkemededir. Kovuşturma aşamasında genel yetkili mahkemeler, asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi olmak üzere iki mahkemeden oluşmaktadır. Ayrıca çocuk mahkemesi, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi vb. gibi özel mahkemeler de kovuşturma aşamasında adli kontrol kararı verebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 111 inci maddesi uyarınca, şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme beş gün içinde adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verebilecektir.
Bununla birlikte maddenin ilk fıkrasında yapılan 110 uncu maddeye atıf ile; tedbirin kaldırılması yerine, adli kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülüklerin bütünüyle veya kısmen kaldırılmasına, değiştirilmesine veya şüpheli / sanığın bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutulmasına da karar verilebilecektir.

Adli kontrol kararına itiraz süresi, kararın ilgili ile yüz yüze verilmesi halinde öğrenilmesi tarihinden, yokluğunda verilmesi halinde tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür.

V. ADLİ KONTROL TEDBİRLERİNE UYMAMANIN YAPTIRIMI NEDİR?

Adlî kontrol hükümlerinin uygulanabilirliğini sağlamak için Ceza Muhakemesi Kanunu 112 inci maddesiyle hükümler vazedilmiş, adli kontrol tedbirlerinden bir yada bir kaçının kasten ihlali halinde şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilecek hapis cezasının süresine bakılmaksızın tutuklama kararı verilebileceği hüküm altına alınmıştır. İhlal tutuklama için yeterli bir sebep sayılmıştır. Bu kapsamda yetkili yargı mercii tarafından hemen tutuklama kararı verebilecektir. Bununla birlikte adli kontrol kararının ihlali halinde, mahkeme gerekli görürse tutuklama kararı yerine adli kontrolün biçimini değiştirebilir veya aynen devamına da karar verebilecektir.

24 / 11 / 2016 tarihinde Ceza Muhakemesi Kanunu 112 inci maddesine eklenen fıkra sonucunda, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali halinde de hakimin tutuklama kararı verebileceği düzenlenmiş, ancak bu durumda tutuklama süresinin ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kaynakça : 

http://metinpolat.av.tr/adli-kontrol-nedir-adli-kontrol-kararina-nasil-itiraz-edilir.html
https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/adli-kontrol-karari-nedir.html
http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/1149958-adli-kontrol-hakkinda-bes-soru
http://www.ozkurt.av.tr/adli-kontrol/

”Yukarıdaki makalenin tüm hakları yazarı Samet Can Aslan’a aittir ve makale, yazarı tarafından Samet Can Aslan Kişisel Blog  (http://www.sametcanaslan.com) sayfasında yayınlanmıştır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here