Kasım 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre verilen öneyici ve koruyucu tedbir kararları aile içindeki gerek fiziksel, psikolojik, cinsel şiddet gerek ise ekonomik şiddet gören eşler ve çocuklara karşı uygulanır. Uygulama da daha çok kocaya karşı verilen bu kararlar sanılanın aksine aslında her iki eşe karşı da uygulanabilmektedir. Aile içi şiddete çözüm amaçlı yürürlüğe konan bu kanun aslında belki de beklediğimizden farklı sonuçlara yol açmaktadır. Peki nedir bu tedbirler:

Mülki amir tarafından verilecek koruyucu tedbirler,

a) Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.

b) Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.

c) Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.

ç) Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

d) Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması

Hakim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları,

a) İşyerinin değiştirilmesi.

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.

c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Hakim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları,

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanması.

Bu yazımda sizlere bu konuda farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlıyorum.

Evden ve çocuklardan uzaklaştırma kararı çok sık verilen, karşılaştığımız bir karar haline gelmiştir. Bu kararı verirken mahkeme aslında artık çok da fazla düşünmemeye başlamıştır. Baktığımızda şuan başvurulardan hemen hemen %80 ninde evden ve çocuklardan uzaklaştırma kararı alınabilmektedir. Daha farklı koruyucu ve önleme kararları varken bu kararın çok sık alınmasını yanlış buluyorum.

Tabi ki mağdur taraflar şiddete meyilli eşten korunmalıdır. Fakat evden uzaklaştırılan eş zaten şiddete meyillidir, siz bu kişiyi evden uzaklaştırıp dışarıda bıraktığınızda bu kişi kararı aldıran eşe karşı daha da öfke duyuyor. Bunu geçtiğimiz aylarda izlediğim haberlerden sonra irdelemeye başladım. Bakın bir olay şöyle uzaklaştırılan eş işçi olarak bir yerden başka bir yere yerleşiyor ve tabi haliyle gittiği yerde eden uzaklaştırma kararı verildiğinde gidecek kadar yakın kimseler bulamıyor işe devam etmeli, bir gün iş yerinde kalıyor iki gün arkadaşında ve sonra eve dönmek istiyor. Hayat arkadaşına veya evlatlarına şiddet gösteren ve problemleri olan bir kişi düşünün ve evsiz kalmış. Olayın sonunda uzaklaştırılan eş hayat arkadaşını, karar aldıran eşi öldürüyor.

Verilen karar ile eşin ders alması ve mağdurların korunması amaçlansa da şiddete meyilli kişilerde çok daha kötü sonuçlara, tekrar şiddete ve hatta ölümlere yol açıyor. Bir yerlerde bir eksik var diye düşünürken farkına vardım ki psikolojik problemli olmayan bir birey de evsiz kaldığında sinirlenir. Bu durumda ne yapmalıyız ?

Ne yapılması gerekiyor tam bir sonuca varamasam da bu gidişata göre değerli hukukçularımız elbette ki bir noktada uzlaşıp karara varacaktır ama şahsi kanaatimce uzaklaştırma kararının daha da öfkelendirdiği unutulmadan uygulanabilecek başka tedbirlere karar verilmesi ayrıca evden uzaklaştırılan eşlere de kalacak imkanların sağlanması ve çoğaltılması gereklidir. Her ne kadar problemli olsalar da onlara da bu konuda destek olunması gereklidir.

Kadına ve çocuğa şiddet, kadın cinayetleri toplumumuzun başlıca ve en önemli sorularından biridir. Bu sorunu önlemek için eğitim ve sevgi şart. Hiçbir insan şiddetin ne şekli olursa olsun şiddete maruz kalmamalıdır. Bu konuyu düşünürken ve bu yazıyı yazarken dahi yanlış anlaşılmaktan korktum. Şiddet göstereni ve suçluyu korumak gibi bir gayem yok. Amacım sadece daha da kötü sonuçları bir nebze de olsa önleyebilmek. Mutlu ailelerin olduğu bununla birlikte mutlu bir toplum olduğumuz, kadınların rahatça yaşayıp, dilediklerini giyip, diledikleri gibi kahkaha atabildiği, sebze ve meyvelere benzetilmediği yarınlarda görüşmek üzere…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here