Bu haftaki yazımın konusu günümüzün tartışılan ve popüler terimlerinden Liberalizm.

İngilizce “Liberty” kelimesinden geliyor yani “Özgürlük, hürriyet, serbestlik.”

Liberal sistemin temeli: Özgürlük! Kutsalı; Birey!

Ekonomik bir terim olarak liberalizm bireyin özgür olmasını ve ekonomik güçler arasında özgür yarışmayı, devletin bireyler, sınıflar ve uluslar arasındaki ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyen siyasal ve ekonomik öğretidir.

Felsefi olarak liberalizm herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, özgür düşünceye bağlı dünya görüşüdür.

Kısaca tarihine bakacak olursak felsefi kökenlerini John Locke, David Hume, Adam Smith, J.Stuart Mill,  Jeremy Bentham, Herbert Spencer, Benjamin Constant gibi düşünürlerin görüşlerinden almıştır. John Locke, liberalizmin öncüsüdür. Locke, toplumsal sözleşme kuramcısı ve doğal hukuk doktrini savunucusudur. Devletin amacının özgürlüğü güvence altına almak olduğu, devletin kaynağının ve meşruiyetinin toplum sözleşmesinde aranması gerektiği, iktidarın bireysel kabulü amaçlamak zorunda olduğunu belirten görüşleriyle liberal düşüncenin kuruluşuna katkıda bulunmuştur.

Liberalizm Ortaçağ’ın Batı Avrupa’sında Feodal düzenin ve skolastik anlayışın yıkılmasıyla önem kazanıyor. Bir tarafta feodal düzen var ki; bireyler toprağa bağımlı ve ekonomik bağımsızlıkları yok olmuş toplumsal sınıflar, katı, hiyerarşi ve mutlak iradeye baş eğmiş toplum söz konusu. Diğer tarafta topladığı vergilerle maddi gücünü korumaya çalışan ve toplumsal ilişkilere, eğitime müdahale eden kilise var iken tabi ki özgürlük, bireysellik, eşitlik, hukukun üstünlüğü gibi liberal kavramların gelişmesi mümkün değildi. Rönesans hareketiyle beraber özgür düşüncelerin açıklanmasına uygun ortam sağlanınca Liberalizm hakkındaki görüşler açıklanmaya, tanımlanmaya başlanmıştı.

Liberalizmin klasikleşmiş ilkeleri minimal sınırlı devlet, serbest piyasa ekonomisi, bireycilik, insan hakları, hukuka bağlı devlet, özgürlükler olarak sıralayabiliriz. Liberalizm bireyi esas alır ve onu tüm kurum ve kuruluşlardan üstün tutar. Sosyal, ekonomik, toplumsal olayları ele alırken bireyin eylem ve davranışlarından hareket eder. Birey baskı ve zorlama altında kalmadan istediği gibi davranabilmelidir. Birey kendi tarzını üzerinde toplumsal baskı hissetmeden yansıtabilmeli ve mutlu olmalıdır. Topluma uymak zorunluluğu olmamalıdır, kimliği, kişiliği ile alakalı tedirginlik yaşamamalıdır. Birey diğer bireylerle işbirliğinin dışında başka bir bağımlılık, zorlama altında kalmamalıdır.

Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler söylemi ile ekonomiye devlet müdahalesi olmamalı fertler istedikleri mal ve hizmetleri üretebilmelidir. Devlet sadece iç güvenlik ve dış güvenliğini sağlamalı, mülkiyet hakkını korumalı, adalet, eğitim, sağlık ve alt yapı hizmetlerini görmelidir. Çünkü daha devlet kavramı ortaya çıkmamışken bireyler vardı. Liberalizm der ki insan doğasına en uygun olarak serbest ve hür yaşamalıdır.

Liberalizm deyince sanki sosyalist ve faşist siyasal sistemlerle edilen mücadeleler sonrası ezilmişlik yaşayan birey, liberalizmde huzur bulacakmış havası esiyor. Çünkü bireyi kısıtlayan, baskılayan, arka planda tutan totaliter rejimler başarılı olamamışlardır, sonucunda refah düşmüştür, israflar meydana gelmiş, kaoslar yaşanmıştır.

Genel hatlarıyla Liberalizm konusunu anlatmaya çalıştım..

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşçakalın, özgür kalın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here