H.Çiğdem Yorgancıoğlu (ortadaki)

GİRİŞ-ÖNSÖZ:
Bazen, tartışma (ekseriya yabancı kaynaklı) programlarında, kimi konferanslarda konuşmacılarını ya da basın mensuplarının makalelerini “besmele” çekerek başlattıklarına tanıklık eden biri olarak hukuk konulu bir makaleye ve mülkün temelinin kutsallığına yakışacağı kanaatiyle “Honeste vivere (şerefli yaşa), Neminem laedere(başkalarını rencide etme,zarar verme), suum cuique tribuere (herkese payına düşeni ver)” diyerek makaleyi hukukun üç payandası üzerine yerleştirerek açıyorum ben de ilk paragrafımı.

Avukatlık mesleğinin icrasıyla ilgili ortak menfaatlerin korunmasıyla birlikte hukukun demokratik ve seküler bir anlayışla gelişmesini, yaygınlaştırılmasını, anlaşılmasını önemseyen, avukatların, fikri anlamda özgür olmaları ve dürüstlük ilkesine bağlılığının önemli olduğu fikrini benimsemiş ve kuvvetler ayrılığı ve  hukukun üstünlüğünü savunan Av.Berra Besler, Av.Serdar Akdeniz, Av. Hülya Aksakal, Av. İfakat Aydemir, Av.Sima Baktaş, Av.Hanımşah Bayram, Av. Rifat Çulha, Öğr. Gör. Fahrettin Demirağ, Av.Naim Karakaya, Prof.Dr. Ayşe Nuhoğlu, Av.Dr. Salih Oktar, Av.Oya Şahin, Av.Tamer Şahin, Yrd.Doç. Dr.Melis Taşpolat, Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Av. Aynur Tuncel, Av. Cengiz Yaka, Prof.Dr.Feridun Yenisey, Doç.Dr.Neylan Ziyalar ‘ın katkılarıyla  Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi IGUL Direktörlüğü tarafından düzenlenen ve dört gün boyunca dikkat ve hevesle, “Adli Bilir Kişi” ve  “Çatışma Yönetimi, Müzakere ve İletişim” konulu eğitimlerde uzman  şapkamla  takip ettiğim  “Avukatlık Hukuku İhtisas Semineri”,  daha yeni bitmişti ki ardı ardına Resmi Gazete’de çeşitli kanun değişiklikleri ve yönetmelikleri yayınlanmasındaki ardıl eşzamanlılık, seminer esnasında edinilen birikimlerin de verdiği itici güçle bende üzerinde çok konuşulan diğer yandan kavramsal ve uygulama açısından  çok da karıştırılan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından “Uzlaşma” mevzusunu  sıcağı sıcağına işleme isteği yarattı.

Bu çalışmada Seminer Programı’nda  hediye edilen Prof. Dr. Feridun Yenisey  , Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu, Av. Rıfat Çulha ,Fahrettin Demirağ,Av Dr. Salih Oktar, Prof Dr.Durmuş Tezcan  tarafından hazırlanıp  Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi IGUL Direktrlüğü tarafından yayınlanmış olan  Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru  Kitabından da faydalanılmıştır. Bahçeşehir Üniversitesi’nin kapılarını bize açarak ağırlayan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi IGUL Direktörlüğüne, Seminer’e ve kitaba katkı sunan ve emeği geçen herkese, bizlere kattıkları vizyon ve deneyim paylaşımı için bu vesile ile teşekkürlerimi de sunarım.

AMAÇ:           Seminerin akabinde yukarıda bahsettiğim değişikliklerden biri  Ceza ve Hukuk yargılamasında 05.08.2017 tarihinden itibaren verilen kararlara karşı , (5 Ağustos 2017 Tarihli ve 30145 Sayılı Resmî Gazete’de Mükerrer yayınlanan 7035 sayılı yasa ile CMK , HMK ve İYUK da önemli değişiklikler yapılmasına ve Ceza Yargılamasında temyiz süresinin 7 gün iken 15 güne çıkartılmasına CMK 291/1 Hukuk Yargılamasında temyiz süresi-1 ay iken 2 haftaya düşürülmesine dair idi HMK 361/1

Bir diğeri ise 5 Ağustos 2017 tarihli Uzlaştırmaya yönelik olan Yönetmelik idi.  5271 sayılı Kanunun 253 üncü maddesi ile 29/3/1984 tarihli ve 2992 sayılı Adalet Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 9 uncu maddesine dayanılarak ve  4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253, 254 ve 255 inci maddelerinde düzenlenen uzlaştırmanın uygulama alanı, uzlaştırmacıların nitelikleri, eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, uymak zorunda oldukları etik ilkeler, uzlaştırmacı eğitimi verecek kişi, kurum ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri, uzlaştırmacı sicilinin düzenlenmesi, uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin oluşturulması, Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve esasları, uzlaşma teklifi ile müzakere usulü, uzlaşma belgesi ve uzlaştırma raporunda yer alacak konular, uygulamaya dair diğer hususlar ile Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının çalışma usul ve esasları kapsamında 5 Ağustos 2017 tarihinde yayınlanan  ve Yönetmelik hükümleri Adalet Bakanı tarafından  yürütülen yönetmelik yayımı tarihinde (5 Ağustos 2017) yürürlüğe girerken 26/7/2007 tarihli ve 26594 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik de  yürürlükten kaldırılmıştır. Geçiş hükmü kapsamında düzenlenen geçici maddeye göre , Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde Daire Başkanlığınca uzlaştırmacı listeleri oluşturulur. Bakanlık tarafından bu listelere uygun uzlaştırmacı görevlendirmesi amacıyla bir ilân yapılır. İlân yapılıncaya kadar Kanunun 253 üncü maddesinde 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde öngörülen usule göre belirlenen uzlaştırmacılardan görevlendirme yapılmasına devam olunur ve bu uzlaştırmacılar görevlerini tamamlar.

Bu makale birbirlerine çok karıştırılmaları bakımından genel olarak ayrımın altını çizebilmek için kısaca alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından tahkim, arabuluculuk ve uzlaşmaya dair bir özet anlatımı içeren uyuşmazlık çözümünde alternatif  barışçı yollara bir giriş yapmanın akabinde mezkur yönetmeliğin temel etik ilkeler, genel hükümler soruşturma ve kovuşturma evresindeki uzlaştırma süreçleri, edim, zamanaşımı gibi fazları, süreçlerine, edime  ve neticelerine odaklanacaktır.

ALTERNATİF UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YOLLARI- TAHKIM, ARABULUCULUK VE UZLAŞMA

Uyuşmazlık çözümünde alternatif  barışçı yollar; uzlaştırma,arabuluculuk ve tahkim olarak üçe ayrılmakla birlikte, sürecin sonucunda alınan kararların bağlayıcılığı bakımından uzlaştırma ve arabuluculuk ile tahkim olmak üzere iki ana  gruba ayrılır. Bu iki grup arasındaki temel fark, uzlaştırma ve arabuluculuk sistemlerinde önerilerin ve çözüm formüllerinin taraflar açısından bağlayıcı olmamasına karşılık, tahkim sisteminde alınan kararların taraflar için bağlayıcılık özelliğinin bulunması ve uyuşmazlığı kesin olarak çözümlemesidir. Genel anlamda Arabulucu ve uzlaştırma kurulu, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı çözemedikleri durumlarda, kopan iletişim ve  diyaloğun yeniden tesisi , sıhhatli bir tartışma ortamının sürdürülmesi ve uyuşmazlığa çözüm bulmayı sağlayacak önerilerin getirilmesi için çalışan kişi veya kişilerdir. Arabuluculukta, arabulucu tek başına tarafları ortak bir noktaya yaklaştırmak için çalışmakta ve gerektiğinde öneriler sunarak faaliyette bulunmaktadır. Uzlaştırmada ise tarafların aracıları ve aracıların seçtiği bir üçüncü tarafsız aracıdan oluşan kurul, tarafların anlaşmalarını sağlayıcı uzlaşma formülü hazırlayarak bunu taraflara sunmaktadır. Çalışma metodundaki  bu farklılığa karşılık gerek arabulucu gerekse uzlaştırma kurulu taraflardan bağımsızdır ve taraflar her iki grubun önerilerini de benimseyip benimsememekte özgürdür.

Evvela tahkime baktığımızda ; tarihi Eski Mısır, Yunan, Roma ve İslam medeniyetlerine kadar uzanan tahkim, uyuşmazlığın mahkemeler yerine , tarafların kendi özgür iradeleri ile belirlediği bir ya da üç hakem önünde ve gizli olarak kısa sürede çözümlendiği ve karara bağlandığı bir alternatif çözüm yoludur. Günümüzde tahkim, ulusal (milli) tahkim ve uluslarararsı tahkim olarak ikiye ayrılmaktadır. Milli tahkim, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu anlamında yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklarda uygulanmaktadır. Türkiye’de ilk olarak, İsviçre Neuchatel Kantonu’nun Code de Procedure Civile isimli Usul Kanunu’ndan alınan hükümlerle, 18.06.1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş, 12.01.2012 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile son halini almıştır. Yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklarda Uluslararası tahkime gidilebilir. Milletlerarası tahkim ile ilgili Türkiye’de ilk mevzuat, 21.06.2001 tarih ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’dur. Bu kanun The United Nations Commission on International Trade Law (UNCITRAL) Tahkim Kuralları ile İsviçre Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu’ndan esinlenilerek hazırlanmıştır. Yine Türkiye “Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonu”na ve “Avrupa Uluslararası Ticari Tahkim Konvansiyonu”na taraf olup “Washington Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Hakkında Konvansiyon”u da kabul etmiştir. Tahkim, özellikle özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklarda başvurulan bir çözüm yolu olmakla birlikte; T.C Anayasası 125inci. maddesinde 1999 yılında yapılan değişiklikle, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir hale gelmiş ve böylece İdare Hukuku alanında da başvurulmaya başlanmıştır.

Kökleri Mezopotamya ve Sümer uygarlığına kadar uzanan Arabuluculuk, çeşitli  teknikler uygulayarak müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlayan, uzmanlık eğitimi almış tarafsız ve bağımsız bir arabulucunun katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Arabuluculuğun tarihi, M.Ö. 750’de Homeros’un İlyada’sında, M.Ö.500’de Sophocles’in Ajax’ında arabuluculuğun izlerine rastlanmakta; hatta daha sonraları Roma’da ve Konfüçyüs etiklerinin uygulandığı Çin’de arabuluculuk uygulamaları görülmektedir. Türkiye’de Arabulucuk ilk kez 2000’li yılların başında, akademik çevreler ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarca tartışılmaya başlanmıştır. Bu alandaki ilk bilimsel çalışmalara ise 2006 yılında başlanmış ve aynı yıl, Türkiye’nin önde gelen  hukukçu akademisyenlerinden, uygulamadan gelen hukukçulardan, Barolar ve çeşitli meslek ve ticaret örgütü temsilcilerinden bir Bilim Komisyonu oluşturulmuştur. Bu komisyon tarafından hazırlanan kanun tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 07.06.2012 tarihli oturumunda kabul edilerek yasalaşmış ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile arabuluculuk, Türkiye’de bir “alternatif uyuşmazlık çözüm” yolu olarak uygulanmaya başlamıştır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların azaltılması veya giderilmesi amacıyla üçüncü tarafın yol göstericiliği altında ve belli bir düzen içinde yaşanan tartışma sürecindeki barış girişimini ifade eden Uzlaşma ise , bir başka anlatımla  tarafsız bir üçüncü kişinin, çeşitli çözüm önerilerini uyuşmazlık taraflarına sunup onların bu çözüm önerileri hakkında müzakere etmesini ve bunlardan biri hakkında mutabakata varmalarını amaçlar ve  “Alternatif uyuşmazlık çözüm” yöntemlerinden biridir. Yani Uzlaşma’nın temel amacı, “barışmadır”. Esasen uzlaştırma (mediation), özel hukuk uyuşmazlıkları yönünden öngörülen “Arabuluculuk Dairesi” nin (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu) ceza yargılamasındaki karşılığını oluşturan, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Müessese, onarıcı adaletin prensipleri çerçevesinde, işlenen suç dolayısıyla ortaya çıkan sorumluluğun şüpheli veya sanık tarafından üstlenilmesi ile mağdurun ya da suçtan zarar görenin uğradığı zararın tazminine ve bozulan toplumsal barışın yeniden tesisine hizmet eder.

Arabuluculuktan farklı olarak, tarafların menfaatlerinin korunmasını sağlayan ve hedefleyen çözüm seçenekleri üretilip taraflara sunulmaktadır. Yine “Arabuluculuk” un aksine uyuşmazlık çözüm yolunda, hak ve haklılık esastır. “Uzlaşma için görüşme teklifinin” kabul edilmesine bianen karşı tarafla görüşmek, “suçu kabul etmek” veya “haklarından vazgeçme” manasına gelmediği unutulmamalıdır. Bu bağlamda yapılan görüşmeler sonunda taraflar uzlaşmak zorunda değildir ve uzlaşma sağlanana kadar bu iradelerinden vaz geçebilirler. Bu şekilde vazgeçme, hiç bir surette hak kaybına yol açmaz. Türkiye’de  “uzlaşma” yolu ayrı bir mevzuatla düzenlenmemiştir. 04.12.2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun İkinci Kısmının Birinci Bölümünde ve 19.03.1969 tarih ve Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebileceği ve karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınacağı husularını konu alan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Uzlaşma Sağlama” başlıklı 35/A[i] maddesinde, “uzlaşma” yöntemine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

TÜRK CEZA KANUNU  UZLAŞTIRMA KAPSAMI GENEL BAKIŞ ve TARTIŞMALI HUSUSLAR

CMK 253/1a maddesine göre soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçların kanunda ayrıca belirtilip belirtilmediğine bakılmaksızın doğrudan doğruya uzlaşma kapsamında sayılan suçlar olarak değerlendirilmesi esastır. Türk Ceza hukukuna göre, uzlaşmanın mağdur ya da suçtan zarar gören  tarafı gerçek veya suç tüzel kişiye karşı işlenmiş ise tüzel kişiler olabilir. Uzlaşmaya kural olarak ancak şikayete tabi suçlar tabi olacak olup bunlar ise açıkça bu özelliği belirtilen suçlar olarak anlaşılmalıdır    Ancak soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlardan etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar (örneğin; TCK m. 168. gereği, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık gibi suçlar etkin pişmanlık hükümlerine tabi olup bu suçu işleyen şüphelinin mağdurun mağduriyetini gidermesi durumunda cezasında indirim yapılacaktır) ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda, uzlaşma yoluna gidilemeyecektir (CMK m. 253/3). Buna göre Uzlaşma kapsamında değerlendirilmesi gereken suçlar şu şekilde sıralanabilir.  1. Tehdit (TCK 106/1. fıkra 2. cümle), 2. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (TCK 117/1 maddesi) 3. Kişilerin huzur ve sükununu bozma (TCK 123. m.), 4. Şerefe karşı suçlar (hakaret suçu), (üçüncü fıkra (a) bendi hariç TCK 125., 129. ve130. m.), 5. Haberleşmenin gizlilini ihlal (TCK 132. m.), 6. Konuşmaları dinleme ve kayda alma (TCK 133. m.), 7. Özel hayatın gizliliğin ihlal (TCK 134. m.), 8. Bedelsiz senedi kullanma (TCK 156. m.), 9. Kayıp veya ele geçen eşyayı tasarruf (TCK 160. m.), 10. Açığa imzanın kötüye kullanılması (TCK 209/1 m.), 11. Aile hukuku yükümlülüğünün ihlali (TCK 233/1), 12. Yabancı devlet temsilcilerine karşı hakaret (TCK342/2), 13. TCK 11 maddesi gereğince yurt dışında işlenmiş olan bir suçun 2inci fıkra gereğince aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirir nitelikte olması durumunda (takip edilebilmesi zarar görenin veya yabancı hükümetin şikayetine bağlı olduğundan), 14. Yabancı devlet başkanına karşı işlenen şikayete bağlı suç (TCK 340. m), 15. Yabancı devlet bayrağına hakaret (TCK 341. m.), Suçlarının, uzlaşma kapsamında olacağının kabulü gerekir.

Kanunun Uzlaşmaya Tabi Olduğunu Açıkça Belirlediği Suçlar (Liste Suçlar) aa. CMK’ da Uzlaşmaya Tabi Olduğu Belirtilen (Liste )Suçlar CKM’ nın 253./1b maddesine göre; Şikayete bağlı olup olmadığı- na bakılmaksızın 1. Kasten yaralama (TCK, üçüncü fıkra hariç, 86 m. ve 88 m. ), 2. Taksirle yaralama (TCK 89. m.)25, 26, 3. Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK 116. m.)27, 4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması(TCK 234. m.), 5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (TCK, dördüncü fıkra hariç, 239. m.) suçları, uzlaşma kapsamında olan suçlardır.

Uzlaşma Adalet-gov.tr resmi adresinde CMK’da Uzlaşma Kapsamına Giren Suçlar başlığı altında CMK 253. madde düzenlemesi bakımından uygulamada tereddüt duyulan bazı konular bulunduğunun altını çizmektedir. Bunlardan ilki, kasten yaralama suçunun 86ıncı maddedeki boyutu aşıp, 87inci madde kapsamına girmesi halidir. Burada, Kanunda yalnızca 86ıncı. maddenin uzlaşmaya tabi olduğu madde bazında gösterildiğinden herhangi bir nedenle eylem 87inci maddenin uygulanmasını gerektirmekteyse, suçun uzlaşma kapsamında olmadığı kabul edilmesi gerektiği konusu vurgulanmaktadır.[ii]

Yine aynı başlık altında belirtilen ikinci konu, hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığı suçunun işlenmesidir. 5237 sayılı TCK’nin 142/4. maddesinde 5560 ayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, bu tür eylemlerde şikayet aranmayacağı belirtilmiş, değişiklik gerekçesinde ise bu durumda uzlaşmanın da uygulanamayacağı ima edilmiştir. Buna karşın değişikliği yapan aynı 5560 sayılı Kanun ile CMK 253. madde de değiştirilmiş ve yukarıda görüldüğü üzere “şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın konut dokunulmazlığının ihlali suçu” uzlaşma kapsamına alındığına işaret eder. Ayrıca, değişiklik 142/4. madde yalnızca şikayet noktasındadır. Kanunun bu açık ifadesi karşısında 116. maddenin her durumda uzlaşmaya tabi kılınması gerekliliğine dikkat çekilmektedir.  Bu konudaki diğer bir husus, Kanunda ‘konut dokunulmazlığının ihlali’ suçunun uzlaşmaya tabi olduğunun açıklanması nedeniyle, işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun madde kapsamına girip girmeyeceği meselesidir.  Bu noktada , TCK 116. madde başlığı ‘konut dokunulmazlığının ihlali” olduğu da vurgulanmıştır. Bu nedenle kanun koyucu CMK 253/1. maddede suç adından bahsedip ayrıca 116. maddeyi de saydığına ve bir istisna getirmediğine göre, hem konut ve hem de 116. madde içindeki işyeri dokunulmazlığını bozma suçu uzlaşmaya tabi durumdadır. Üçüncü husus, özel yasalardaki şikayete bağlı suçların uzlaşmaya tabi olup olmadığı konusudur demektedir.

Bu bağlamda  CMK 253/2. maddenin ilk cümlesinde şikayete bağlı suçların hariç tutulmuş olması, bu suçların kapsam dışında tutulduğu anlamında değildir. Aksine bu ifadeyle, özel yasalarda düzenlenen şikayete bağlı suçların da kural olarak uzlaşmaya tabi olduğu, ancak şikayete bağlı olmayan suçların uzlaşmaya tabi sayılabilmesi için ilgili özel yasada açık bir düzenlemeye gerek bulunduğu hususu açıklanmaya çalışılmıştır. Bu bakımdan, özel yasalarda yer alan şikayete bağlı suçlar, aksine bir düzenleme yoksa 253/2. madde dolayısıyla uzlaşmaya tabi suçlardır. Yine aynı adrese göre ,açıklanması gereken diğer bir husus da, şikayet dışında bazı kanunlarda öngörülen; talep, başvuru, mütalaa gibi soruşturma veya kovuşturma koşullarının da şikayet kavramı içinde ve bu suçların da uzlaşma kapsamında sayılıp sayılamayacağı konusudur. Kanun yalnızca şikayete tabi suçların uzlaşma kapsamında olduğunu belirtmiş olduğundan, sayılan diğer soruşturma ve kovuşturma koşulu olan nedenler uzlaşma kapsamında görülemeyeceği meselesidir.

Bu meyanda tartışmalı konulara değinmişken, Kesinleşen hükümlerde uzlaşma uygulamasına da göz atmakta fayda var.  Yine CMK’da Uzlaşma Kapsamına Giren Suçlar başlığı altındaki çalışmada  Uzlaşma hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önce kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bakımından uygulanıp uygulanamayacağı hususunda buna değinilmiştir. Bu da  bir tartışma konusudur. Bu çalışmaya göre, uzlaşmanın salt usul hukuku kurumu olduğu kabul edildiği takdirde, kesinleşen hükümlerde uygulanamayacağı açık olduğu belirtilmiştir.  Uzlaşma kurumunun maddi hukuk ile de ilişkili olduğunun kabul edilmesi durumunda, kesinleşen kararların da uzlaşma nedeniyle uyarlama yargılamasına tabi tutulup uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Yargıtay kararlarında bu görüşün kabul edilmiş olduğu belirtilmiştir. 12 Yargıtay 4 üncü Ceza Dairesinin aksi fikri savunan kararını inceleyen Ceza Genel Kurulu, kesinleşmiş hükümlerde uyarlama yargılaması sırasında, duruşma açılarak uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine işaret etmiştir; “Uzlaşma hükümlerinin kesinleşmiş hükümlere uygulanabileceğine ilişkin itiraz yönünden; Yerel Mahkemece tüm suçlar yönünden, lehe yasa değerlendirmesinin duruşmalı yapılarak, hükümlünün hukuki durumunun incelenmesi zorunluluğu bulunduğundan, uyarlama yargılaması için duruşma açıldığında, öncelikle taraflar yargılamadan haberdar edilip, 5271 sayılı CMY’nın 253 ve 254. maddeleri hükümlerince, uzlaşma kapsamında yer alan suçlar yönünden, uzlaşma girişiminde bulunulacak, başarılı olunması halinde, uzlaşma koşullarına göre o davaların düşmesine veya koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilecek, bu şekilde uzlaşma kapsamındaki suçlarla ilgili uyuşmazlık sonuçlandırılacaktır. Ve çalışmada “uzlaşma girişiminin başarısız olması halinde ise, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine göre, lehe yasa belirlenerek hükümlünün hukuki durumu hükme bağlanacaktır. Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığının uzlaşma kapsamında yer alan suçlar yönünden, öncelikle uzlaşma hükümlerinin uygulanması gereğine işaret eden itiraz nedeni yerinde olup, bu yöne ilişkin itirazın kabulüne karar verilmelidir.” Şeklinde görüş bildiren Ifadelere yer verilmiştir.

Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin İncelenmesi 

5 Ağustos tarihinde yürürlüğe giren yönetmeliğe göre öncelikle Uzlaştırmanın Temel İlkeler ve Etik ilkeler olmak üzere prensiplerin 2 ana sınıfta toplandıkları görülmektedir.

Temel ilkeler açısından  şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin(SZG) temel hak ve hürriyetlerine uygun olarak, menfaatlerinin korunması esası gözetilmesini esas alan  ve Uzlaştırma, şüpheli veya sanık ile mağdur veya SZG’in özgür iradeleri ile kabul etmeleri ve karar vermeleri hâlinde gerçekleştirilir ve  her birinin yaşı, olgunluğu, eğitimi, sosyal ve ekonomik durumu gibi belirgin farklılıklar uzlaştırma sürecinde gözönnde bulundurulur, Bu kişiler anlaşma yapılana kadar iradelerinden vazgeçebilirler. Uzlaştırmaya katılan şüpheli, sanık, mağdur veya SZG ile kanunî temsilcileri müzakereler sırasında, Kanunun tanıdığı temel güvencelere sahiptirler ve  şayet  Türkçe bilmiyorsa veya engelli ise Kanunun 202 nci maddesi hükmü uygulanır.Uzlaştırma sürecine başlanmadan önce şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar gören; hakları, uzlaşmanın mahiyeti ve verecekleri kararların hukukî sonuçları hakkında bilgilendirilir.

UZLAŞTIRMADA TEMEL VE ETİK İLKELER

Temel ilkeler mercek altına alındığında herşeyden önce uzlaştırmacı görevi sebebiyle kendisine nakledilen tüm bilgi ve belgelerin gizliliğini korumakla mükelleftir ve taraflardan birinin verdiği gizli bilgi ve belgeleri, verenin iznini almaksızın veya kanunen mecburi olmadıkça diğer tarafa açıklayamaz. Gizliliği koruma yükümlülüğü uzlaştırmacının görevi sona erdikten sonra da devam eder. Uzlaştırmacı, müzakerelere başlamadan önce taraflara; uzlaştırmanın temel ilkelerini, kendisinin tarafsızlığını, uzlaştırma süreci ve sonuçlarını, uzlaştırmacı ile tarafların uzlaştırmadaki işlevlerini, gizlilik yükümlülüğünü açıklar ve onların süreci anlamalarını sağlar. Uzlaştırmacı tarafların, hüküm ve sonuçlarını bilerek ve özgür iradeleriyle uzlaşmalarını sağlayacak uygun tedbirleri alır.

Etik ilkeler yönünden ise, görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her nevi davranıştan kaçınması esas olan uzlaştırmacı, vazifesini ifa ederken belli etik ilkelere riayet etmeğe mecburdur. Bu bağlamda, adalete hizmet etme bilinciyle, taraflara nazik ve saygılı davranır. Tarafların birbirlerine saygılı davranmaları ve müzakerelere iyi niyetle katılmaları konusunda tarafları bilgilendirerek  görevini etkin, zamanında ve verimli biçimde yerine getirmeyi, sunduğu hizmet kalitesini yükseltmeyi hedefleyerek  görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız ve tarafsız olarak ifa eder, tarafların ortak yararlarını gözetir, tarafların müzakerelerde yeterli ve eşit fırsatlara sahip olmasına özen gösterir. Diğer yandan masumiyet karinesi gereğince şüpheli ya da sanığın suçluluğu hakkında ön yargılı olamaz, şüpheli ya da sanığa karşı bir tavır takınamaz ve bu doğrultuda görevini yerine getirirken taraflar arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yapamaz, itibar ve güveni zedeleyici davranışlarda bulunamaz. Ayrıca taraflardan biriyle herhangi bir kişisel veya iş ilişkisinin bulunması, uzlaştırmanın sonucuna yönelik doğrudan veya dolaylı, malî veya diğer menfaatinin bulunması ya da taraflardan biri için uzlaştırma dışında bir yetkiyle görev yapması gibi bağımsızlığı veya taraflarla arasındaki menfaat çatışmasını etkileyebilecek ya da bu izlenimi verebilecek durumları açıklamadan görev yapamayacağı veya göreve devam edemeyeceği gibi, görev yaptığı olaya ilişkin daha sonra vekil veya müdafii olarak görev üstlenemeyeceği gibi tarafsızlığından kuşku duyulmasına yol açacak şekilde kendisine veya bir başkasına doğrudan ya da dolaylı olarak herhangi bir menfaati de temin edemezler.

Genel olarak hükümleri incelediğimizde, ilgili yönetmeliğin yedinci maddesinde de belirtildiği üzere; uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için mağdur ya da SZG’in gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması esastır.  Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda uzlaştırma hükümleri her bir şüpheli ya da sanık için ayrı ayrı değerlendirilir, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır. Diğer yandan birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya SZG’lerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.Birden fazla suç olmasına rağmen kanunda tek ceza öngörülen hâllerde ise her suç için ayrı ayrı uzlaştırma yapılması esastır. Şayet Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa bu takdirde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan da feragat edilmiş sayılmaktadır. Soruşturma evresinde mağdur veya  SZG’nin ölümü hâlinde uzlaştırma işlemi sonlandırılır. Kovuşturma evresi için Kanunun 243 üncü maddesi hükmü saklı tutulmaktadır. Bu arada atlanmaması gereken bir detay da, uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma ya da kovuşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir. Öte yandan uzlaştırmaya tâbi suçlarda, uzlaştırma girişimi yok ise, kamu davasının açılmasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemediği hususu da akılda tutulmalıdır. Teklifin kimin tarafından yapılacağına dair bilinmesi gereken konu Şüpheli, sanık, mağdur ya da SZG’e Cumhuriyet savcısının (CS) onayı ile görevlendirilen uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağıdır. Bu bağlamda,uzlaştırmacı kendisine tevdî edilen görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen veya tamamen başka bir kimseye bırakamaz. Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.

Uzlaştırma kapsamındaki suçlar ve istisnaları açısından konuyu ele aldığımızda , Kanunun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçlarda, şüpheli, sanık, suça sürüklenen çocuk ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur. Buna ilaveten, suça sürüklenen çocuklar bakımından mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla ayrıca üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda da uzlaştırma girişiminde bulunulur.Diğer yandan soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması icap eder.Uzlaştırma yoluna gidilemeycek hususlar bakımından ise, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yanısıra, şüpheli ya da sanık tarafından uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi hâlini de, görmekteyiz.

UZLAŞTIRMADA SORUŞTURMA EVRESİ

Soruşturma Evresinde Uzlaştırma ve delillerin toplanmasına dair ayrıntılar, Yönetmeliğin  9uncu maddesinde ele alınmıştır ve buna göre; soruşturmasına başlanılan ve uzlaştırma kapsamında kalan suçlara ilişkin gerekli araştırma ve soruşturma işlemleri, soruşturmayı yürüten CS tarafından yapılacağı belirtilmektedir.CS, Kanunun 160 ve devamı maddeleri uyarınca toplanması gereken tüm delilleri toplar. Çocuk bürosunda görevli CS, soruşturma sırasında gerekli gördüğünde çocuk hakkında 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda (ÇKK) yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hakiminden isteyebilir.

Burada hatırlanması gereken husus, 06.12.2006 tarihinde 5560[iii] sayılı Kanun’la, 253. madde de yapılan değişiklikle TCK’nın 102 ve 105 maddesinde yazılı suçlar uzlaşma kapması dışına çıkarılmış, ÇKK’nın 24. maddesi ise “Ceza Muhakemesi Kanunun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır” biçimine dönüştürülmüştür.Bu hatırlatma bağlamında yasada  CKM’ nın 253/2. maddesi gereğince; diğer kanunlarda yer alıp da soruşturulması veya kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlar uzlaşma kapsamında olacağından bu suçlardan soruşturulması veya kovuşturulması şikayet bağlı olmayanların uzlaşma kapsamında olabilmesi için bunun açıkça belirtilmiş olması gerekliliğinden bir başka deyişle  bir suç şikayet bağlı ise bu suçun hangi kanunda yer aldığına bakılmaksızın uzlaşma kapsamında olduğunun düşünülmesi gerekliliğinden esasla  şikayete bağlı hale getirilmemiş bir suç için uzlaşmanın söz konusu olabilmesi için ise kanunun açıkça bu hususu belirtmiş olması gerekliliğini de beraberinde anımatmakta fayda var.  Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK) 24. Maddesi irdelendiğinde , 5560 sayılı Kanun’un 41inci maddesi ile değiştirilmeden önce, çocuk suçlular için uzlaşma kapsamında kalan suçların kapsamı üst sınırı iki yıldan daha az olan suçlar şeklinde belirlenmişti ve bu bağlamda  suça sürüklenen çocuklar bakımından TCK m. 102/1’de yazılı cinsel saldırı ve 105inci maddesinde yazılı cinsel taciz suçları bakımından uzlaşma hükümlerinin uygulanabilmesi  gibi bir ahlaka uygunluk bakımından çıkmaz oluşmuştu.   Zira cinsi münasebet kurmak suretiyle TCK’nın 104 maddesinde düzenlenen ve takibi şikayete bağlı olan ve uzlaşmaya açık bulunan suçu işleyen iki çocuğun uzlaşabileceklerini bunun ise sanığın ebeveyni tarafından mağdura,suçtan zarar görene  para verilmesi şeklinde gerçekleşeceğini ve böylece cinsi münasebetin bir nevi metalaştığu  bir durumu ortaya çıkarması hasebiyle epey  eleştiri almıştı.

Madde 24 ‘ün 5560 ile daraltılan şekline göre[iv] “Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır.” maddesi geçerlidir.

Aynı konu http://www.uzlasma.adalet.gov.tr resmi sitesindeki CMK’da Uzlaşma Kapsamına Giren Suçlar başlığında şu şekilde kaydedilmiştir. Çocuk Koruma Kanununun(ÇKK) 5560 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önce, suça sürüklenen çocuklardan, 15 yaşını doldurmayan çocuklar için; alt sınırı üç yılı aşmayan suçlar, 15 yaşını doldurup 18 yaşını doldurmayanlar ise alt sınırı iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaşma kapsamına alınmıştı. Ancak 5560 sayılı Kanun ile çocuklarla ilgili bu ayrıcalığa son verilmiş ve uzlaşma kapsamı onlar için de genel kurala tabi kılınmıştır. Ancak, 5560 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 19. 12. 2006 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından lehe hüküm olması nedeniyle aynı kapsamın uygulanması gerekmektedir[v]

Tekrar yönetmeliğe ve süreçlere döndüğümüzde dosya gönderilmesi ve kayıt açısından;yapılan soruşturma neticesinde kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma imkanının bulunmaması halinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı(CS) dosyayı büroya göndermeksizin sonuçlandırır.Soruşturmaya konu suçun uzlaştırmaya tâbi olması ve iddianame düzenlenmesi için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı dosyayı ekli  gönderme kararı ile büroya gönderir.Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olduğu ve kapsama girmeyen suç hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararının verildiği hâllerde dosya, bu karara karşı itiraz süresinin geçmesi veya itirazın reddedilmesi üzerine büroya gönderilir.Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı(CS) tarafından gönderme kararı verildikten sonra Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendirilen Cumhuriyet başsavcı vekilinin “görüldü” işlemini müteakip uzlaştırma bürosu tevzi havuzuna düşen dosya, Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendirilen Cumhuriyet başsavcı vekili tarafından uzlaştırma bürosuna tevzi edilmesi ile kendiliğinden büro kayıt numarası alır.

Dosyanın incelenmesi ve iade kararı yönetmeliğin 11inci maddesinde açıklanmaktadır ve buna göre Uzlaştırmadan sorumlu CS tarafından yapılan inceleme sonucunda; büroya gönderme kararında kabul edilen fiilin uzlaştırma kapsamında olmadığının anlaşılması veya gönderme kararına konu olan dosya içeriğinden şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin tespitine yönelik, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan deliller toplanmadan dosyanın büroya gönderildiğinin anlaşılması,hâllerinde dosyayı ilgili yönetmeliğin ikici ekinde  yer alan “iade kararı” ile soruşturma bürosuna geri gönderilir.

Uzlaştırmacı atanmasının detayı, sözkonusu yönetmeliğin 12inci maddesinde açıklanmaktadır. Buna göre uzlaştırma bürosuna gönderilen dosyanın uzlaştırmadan sorumlu CS tarafından incelenmesi sonucunda, gönderme kararına esas suçun uzlaştırma kapsamında kaldığının anlaşılması halinde uzlaştırmacı görevlendirmesi, Daire Başkanlığı tarafından belirlenen listeye göre ilgili CS’nın onayıyla yapılır. Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı yargı çevresinde yeteri kadar uzlaştırmacı bulunmaması hâlinde, en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı listesinden görevlendirme yapılabilir. Dosya uzlaştırmacıya tevdi edildikten sonra taraflara bu husus telefon, SMS veya diğer elektronik posta vb ile bildirilir. Uzlaştırma evrakı uzlaştırmacıya tutanakla teslim edilir ve alındı belgesi dosyasına eklenir. Uzlaşma teklifi suçun işlendiği tarihten itibaren bir aylık süre geçmeden yapılamaz.Uzlaştırmacı görevlendirilmesinde dosya tevzi kıstasları bakımından tevzide; Uzlaştırmaya konu suçun niteliği ve sayısı, Taraf sayısı ve tarafların bulunduğu yer, Uzlaştırma raporunun verilme süresi, Uzlaşma teklifinin sonucu, Uzlaştırma sonucu, gibi hususlar esas alınır. Diğer yandan Uzlaştırmacılara verilecek dosya CS veya onun gözetiminde büro personeli tarafından UYAP tevzi esaslarına göre otomatik olarak belirlenir ve Uzlaştırmacıya verilecek aylık azami dosya sayısını Daire Başkanlığı; büroya gelen dosya ve ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı listesinde kayıtlı uzlaştırmacı sayısı gibi hususları dikkate almak suretiyle belirleyebilir.Soruşturma dosyasında yer alan uzlaştırma konusu suç ya da suçlara ilişkin belgelerden uzlaştırma için gerekli olup da Cumhuriyet savcısı(CS) tarafından uygun görülenlerin birer örneği büro personeli tarafından uzlaştırmacıya verilir.Hangi belgelerin verildiği, verilme tarihi ile soruşturmanın gizliliği konusundaki bildirim, büro personelinin ve uzlaştırmacının imzasını içeren bir tutanakla tespit edilir.

Uzlaştırma süresi bağlamında, uzlaştırmacı, uzlaştırma evrakını teslim aldıktan sonra otuz(30) gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Şayet bu süre içerisinde sonuçlandıramazsa durumu açıklayan bir dilekçeyle büroya başvurması hâlinde bürodan sorumlu CS’nın onayını almak koşuluyla uzlaştırma bürosu bu süreyi azami yirmi gün daha uzatabilir.Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya SZG uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar CS’na başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.

Uzlaşma Raporu Uzlaştırmacı, uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırdığında ilgili yönetmeliğin ekinde  yer alan Uzlaştırma Raporu Örneği’ne uygun, tarafların edimlerini ayrı ayrı, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek ve mümkünse sıra numarası içerecek şekilde taraf sayısından bir fazla olarak hazırladığı raporu, kendisine verilen belge örneklerini ve varsa yapmış olduğu masrafları gösteren belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı UYAP’ta düzenlenecek tutanak ile uzlaştırma bürosuna teslim eder.Uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı biçimde açıklanır. Ancak uzlaştırma müzakereleri sırasında suçun işlenmesine ilişkin olarak yapılan açıklamalara raporda yer verilmez. Büro, soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı uzlaştırma bürosundan sorumlu Cumhuriyet savcısına(CS) gecikmeksizin sunar.CS, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka ve ahlaka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına almak suretiyle onaylar, soruşturma dosyasında muhafaza eder. CS raporu veya belgeyi, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayanmaması, edimin hukuka ve ahlaka uygun olmaması nedeniyle onaylamadığı takdirde gerekçesini rapora yazar. Edimin hukuka ve ahlaka uygun olmaması nedeniyle raporu onaylamaması durumunda bu Yönetmeliğin 17nci maddesindeki süreye uyulması koşuluyla edimin değiştirilmesini uzlaştırmacıdan isteyebilir.

Uzlaştırmacı görevlendirilmeden önce veya uzlaşma teklifinin reddedilmesinden sonra, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin aralarında uzlaşmaları hâlinde; taraflarca niteliğine uygun düştüğü ölçüde yönetmeliğin ilgili ekinde yer alan Uzlaştırma Raporu Örneği’ne uygun bir uzlaşma belgesi düzenlenir. Cumhuriyet savcısı, bu belgeyi 18 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen kıstaslara göre inceler ve değerlendirir.

Soruşturma evresinde uzlaşmanın hukukî sonuçları açısından yönetmelikte yer alan yirminci maddenin maddenin fıkraları incelendiğinde ilgili Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi hâlinde, şüpheli hakkında uzlaştırmadan sorumlu Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru  Kitabında da belirtildiği gibi     Şüpheli ve sanık ifadelerinin sona erdiği noktadır bu.   [vi]

Bir başka deyişle   Şüpheli hakkındaki suç soruşturması “uzlaşma” ile son bulur.    Ancak, bunun için,kanunda da blirtildiği gibi  “uzlaşmanın gerçekleşmesi” ve şüphelinin üzerinde anlaşılan “edimi” def’aten yerine getirmiş olması gerekir.

Suça sürüklenen çocuk hakkında gerekli görüldüğünde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması çocuk hâkiminden istenir.Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi hâlinde, Kanunun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Bu hâlde, edimin yerine getirilip getirilmediğinin takibi büro tarafından yapılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi hâlinde, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Diğer yandan, Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, Kanunun 171 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi hâlinde ise uzlaştırma raporu veya uzlaşma belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilâm mahiyetine haiz belgelerden sayılır.

Yirmibirinci maddedeki iddianame düzenlenmesi husususunda Uzlaştırma işlemleri neticesinde uzlaştırmanın sonuçsuz kalması hâlinde şüpheli hakkındaki iddianame uzlaştırmadan sorumlu CS tarafından düzenleneceği ve  diğer yandan suça sürüklenen çocuk hakkında uzlaştırma süreci sonunda iddianame düzenlenmesi hâlinde, uzlaştırmadan sorumlu Cumhuriyet savcısı(CS) gerekli gördüğünde, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını mahkemeden isteyeceği konuları açıklığa kavuşturulmuştur.

UZLAŞTIRMADA KOVUŞTURMA EVRESI

Kovuşturma Evresinde, Uzlaştırma aşamasındaki usul açısından ise Kamu davası açıldıktan sonra; kovuşturma konusu suçun hukukî niteliğinin değişmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması,,Soruşturma evresinde uzlaşma teklifinde bulunulması gerektiğinin ilk olarak kovuşturma evresinde anlaşılması,Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenmeksizin, iddianame yerine geçen belge ile doğrudan mahkeme önüne gelen uzlaşmaya tâbi bir suçun varlığı,Kovuşturma evresinde kanun değişikliği nedeniyle suçun uzlaşma kapsamına girmesi gibi durumların mevcudiyeti  hâlinde, uzlaştırma işlemleri mahkemenin talebi doğrultusunda Kanunun 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma bürosunca yerine getirildiklerini görmekteyiz. Prosedürel olarak yine, mahkeme tarafından gönderilen dosya büroya kaydedildikten sonra büro numarası alınması esastır ve uzlaştırma konusu suç ya da suçlara ilişkin belgelerden uzlaştırma için gerekli olup da hâkim tarafından uygun görülenler büroya gönderilir.

Gönderme ara kararında uzlaştırma işlemlerinin yapılacağı kişiler ile uzlaştırmaya tabi suçlar açıkça belirtilmesi esastır.Büro personeli tarafından kayıt işlemleri tamamlanması akabinde dosya bürodan sorumlu CS’na tevdi edilir.Cumhuriyet savcısı (CS)mahkemenin gönderme ara kararında uzlaştırma işleminin yapılacağı kişilerin veya uzlaştırmaya tabi suçların açıkça belirtilmemesi durumunda bu eksikliklerin giderilmesini mahkemeden talep edebilir. Şayet CS tarafından suçun açıkça uzlaşma kapsamında olmadığı tespit edilirse, mahkemeden ara kararın yeniden değerlendirilmesi istenebilir.Uzlaştırmacının göreve atanması, CS’nın onayıyla yapılır ve dosya uzlaştırmacıya tevdi edildikten sonra taraflara bu husus telefon, SMS veya diğer elektronik araçlarla bildirilir.Mahkeme tarafından gönderilen dosya büro personelince uzlaştırmacıya tutanakla teslim edilip  alındı belgesi dosyasına eklenmesinin yanısıra hangi belgelerin verildiği ve verilme tarihi de  büro personelinin ve uzlaştırmacının imzasını içeren bir tutanakla tespit edilir.

Uzlaştırma süresi bakımından yirmidördncü madde Uzlaştırmacının, uzlaştırma evrakını teslim aldıktan sonra otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandıracağını eğer bu süre içerisinde sonuçlandıramazsa durumu açıklayan bir dilekçeyle büroya başvurması hâlinde bürodan sorumlu Cumhuriyet savcısının onayı alınmak koşuluyla büro bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.Sonrası rapor aşamasıdır. Uzlaştırmacı, uzlaştırma işlemlerinin sonuçlandırıldığı tarihten itibaren yönetmeliğin ilgili ekinde yer alan Uzlaştırma Raporu Örneği’ne uygun, tarafların edimlerini ayrı ayrı, şüphe ve tereddüte yer vermeyecek ve mümkünse sıra numarası içerecek şekilde taraf sayısından bir fazla olarak hazırladığı raporu, kendisine verilen belge örneklerini ve varsa yapmış olduğu masrafları gösteren belge, gider pusulası veya rayice uygun yazılı beyanı UYAP’ta düzenlenecek tutanak ile uzlaştırma bürosuna teslim eder. Uzlaşma durumunda, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı biçimde açıklanır.

Ancak uzlaştırma müzakereleri sırasında suçun işlenmesine ilişkin olarak yapılan açıklamalara sözkonusu raporda yer verilmez.Bürodan sorumlu CS dosyayı ve raporu üst yazıyla mahkemeye gönderir. Mahkeme, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka ve ahlaka uygun olduğunu belirlerse raporu mühür ve imza altına alarak kovuşturma dosyasında muhafaza eder. Şayet mahkeme, raporu veya belgeyi, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayanmaması, edimin hukuka ve ahlaka uygun olmaması nedeniyle onaylamadığı takdirde ise gerekçesini rapora yazar. Edimin hukuka ve ahlaka uygun olmaması nedeniyle raporu onaylamaması durumunda bu Yönetmeliğin 24 üncü maddesindeki süreye uyulması koşuluyla edimin değiştirilmesi için dosyayı büroya gönderme serbestisi vardır. Bürodan sorumlu CS uzlaştırmacıya ödenecek ücrete ilişkin sarf kararını raporun onaylanması ya da reddi sonrası düzenler ve mahkemeye gönderir. Kovuşturma evresinde uzlaştırmanın uygulanabileceği hâllerde, yapılan uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen hüküm verilinceye kadar sanık ile mağdur, katılan veya suçtan zarar görenin aralarında uzlaşmaları halinde; taraflarca niteliğine uygun düştüğü ölçüde yine yönetmeliğin ilgili ekindeki  Uzlaştırma Raporu Örneği’ne uygun bir uzlaşma belgesi düzenlenir ve mahkemeye sunulursa, hâkim bu belgeyi 25 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen kıstaslara göre inceler ve değerlendirir.

Tüm bu süreçlerin ışığında Kovuşturma evresinde uzlaşmanın hukukî sonuçlarıyla ilgili açıklama ve değerlendirmeye bakarsak, Yönetmelik’te 27inci madde de de belirtildiği üzere, uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi hâlinde, davanın düşmesine karar verir.Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, Kanunun 231 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, mahkeme tarafından, Kanunun 231 inci maddesinin on birinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın hüküm açıklanır. Sanığın, edimini yerine getirmemesi hâlinde uzlaştırma raporu 2004 sayılı Kanunun 38 inci maddesinde yazılı ilâm mahiyetini haiz belgelerden sayılır.

ORTAK HÜKÜMLERE BAKIŞ

Uzlaştırmacının çekinmesi veya reddinde Kanunda belirlenen hakimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak dikkate alınır.

Uzlaşma teklifinde, Uzlaştırmacı; şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görene(SZG) uzlaşma teklifinde bulunur. Şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya SZGnin reşit olmaması ya da kısıtlı olması hâli ile mağdur veya SZG’nin ayırt etme gücü bulunmaması durumunda, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır.Müştekinin veya SZG’nin özel hukuk tüzel kişisi olması hâlinde vekâletnamede özel yetki var ise vekile de uzlaşma teklifinde bulunulabilir.Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)[vii] yoluyla da yapabilir.Uzlaşma teklif formunun istinabe[viii] suretiyle imzalatılması gereken hâllerde, teklif formu tarafın bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığı istinabe bürosu aracılığıyla imzalatılır.

Uzlaştırmacı tarafından yapılacak uzlaşma teklifi, Yönetmeliğin eklerinden biri olan uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukukî sonuçlarının bulunduğu Uzlaşma Teklif Formu’nda yer alan bilgilerin açıklanması ve teklif formunun hazır bulunan ilgiliye imzalatılarak verilmesi suretiyle yapılır. Uzlaştırmacı tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğine ve uzlaşma teklifinde bulunulduğuna ilişkin formun imzalı örneği uzlaştırma evrakı içine konulur. Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır. Bu işlem uzlaştırmacının, büroya başvurarak teklif formunu vermesi üzerine gerçekleştirilir. Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez. Uzlaşma teklifini kabul süresi Uzlaşma teklifinde bulunulanlardan herhangi biri üç gün içinde teklifi yapan uzlaştırmacıya kararını bildirmediği takdirde, uzlaşma teklifi reddedilmiş sayılır. Bu durumda, Kanunun (CMK) 255 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, ayrıca diğerlerine uzlaşma teklifinde bulunulmaz.

CMK 255inci maddesi uyarınca “Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.” Bir suçta birden çok şüphelinin bulunması halinde, uzlaşma müzakereleri sonunda yalnızca uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanacağına göre, şüphelilerden bir kısmının uzlaşma teklifini kabul etmemesi nedeniyle uzlaşma müzakerelerine katılmamaları, kabul eden şüphelilerin müzakereye katılmasına, dolayısıyla onlar hakkında uzlaşma yolunun işletilmesine engel teşkil etmememektedir Diğer yandan CMK  253ncü maddenin yedinci fıkrasına  göre “Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya SZG’nin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.” Kanun, birden çok zarar görenin bulunduğu bir suçta, suçtan zarar görenlerden birinin dahi uzlaşmak istememesi üzerine uzlaşmanın gerçekleşmeyeceğini ve genel hükümlere göre soruşturma yapılacağını öngörmektedir. Böylece, zarar gören bireyin rızası dışında, klasik ceza hukuku müeyyidelerinin uygulanmasından vazgeçilmemiş olmaktadır.

UZLAŞTIRMA MÜZAKERELERI VE GİZLİLİK

Uzlaşma müzakere oturumu öncesi yapılan hazırlık aşaması herhangi bir müzakere öncesi hazırlığa benzer yanları vardır. Bu aşamada uzlaştırmacı yöntem belirleyici faaliyetler yürütür ve uzlaşmaya taraflar bizzat mı gelecek, yoksa avukatları eşliğinde mi gelecek, bunu öğrenir. Zararın tesbiti için araştırmalar yapabilir.  Uzlaştırmacıya dosyadan CS’nin uygun göreceği belgelerden örnek verilmesi kabul edilmiştir (CMK 253/11). Ancak, soruşturmanın gizliliği (CMK 157) devam ettiğinden , uzlaştırmacı bunları şüpheli (veya sanık) ve mağdur(veya SZG) ile paylaşamaz.  Maddi gerçeği arayan bir usul olmayan uzlaşmada amaç, tarafları bir edim etrafında anlaştırmaktır. Kanunun dosyadan belge verilmesini kabul etmes, konusunda ise uzman hukukçular bunun “yerinde olmadığı” yönünde görüş vermekte ve olması gerekenin  uzlaştırmacının tarafsız ve bağımsız olması hasebiyle görevinin maddi meseleyi halletmek olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle de dosyayı hiç bilmemesi gerekliliği üzerinde durmaktadırlar.

Uzlaştırma müzakereleri; Adliye binalarında uzlaştırma müzakereleri için oda tahsis edilmişse bu yerlerde,Kamu kurum ve kuruluşlarında bu amaçla ayrılan yerlerde,Tarafların kabul etmesi şartıyla uzlaştırmacının faaliyetlerini yürüttüğü büroda,Tarafların menfaatlerine uygun, kendilerini huzurlu hissedecekleri güvenli bir ortamda veya taraflarca kabul edilen bu işe uygun başka yerlerde,gerçekleştirilebilir. Uzlaştırma müzakerelerinin adliye binalarında gerçekleştirilmesi halinde toplantı odalarının düzenlenmesi, gerekirse güvenliğinin sağlanması, uzlaştırma toplantıları için tahsis sıra ve saatlerinin belirlenmesi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir.

Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, sanık, katılan, mağdur, suçtan zarar gören (SZG), kanuni temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya SZG’nin kendisi veya kanuni temsilcisi, müdafi ya da vekilinin haklı bir mazereti olmaksızın müzakerelere katılmaktan imtina etmesi hâlinde, ilgili taraf uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır. Uzlaşma sağlanabilmesi için birden fazla müzakere yapılabilir. Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla (CS) görüşebilir. CS, uzlaştırmacıya uzlaştırma müzakerelerinin kanuna uygun yürütülmesi amacıyla talimat verebilir. Müzakereler, taraflarla birlikte veya ayrı ayrı gerçekleştirilecek toplantılarla yürütülebilir. Müzakereler, görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle de yapılabilir. Uzlaştırmacı, raporu taraflara imzalatır. Uzlaştırma raporunun istinabe suretiyle imzalatılması gereken hâllerde, rapor tarafın bulunduğu yer Cumhuriyet başsavcılığı istinabe bürosu aracılığıyla imzalatılır. Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da yapılan araştırmaya rağmen adresin belirlenememesi gibi başka bir nedenle mağdura, SZG’e, şüpheliye, sanığa, katılana veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde bu hususun tutanakla tespit edilmesinin ardından uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma işlemlerine son verilir.

Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırmacı, uzlaştırma sürecinde yapılan açıklamaları, kendisine aktarılan veya diğer bir şekilde öğrendiği olguları gizli tutmakla yükümlüdür. Aksi kararlaştırılmamışsa, taraflar, müdafi ve vekiller de birinci fıkrada belirtilen gizlilik kuralına uymakla yükümlüdür. Uzlaştırma sürecinde yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamaz. Müzakerelere katılanlar bu bilgilere ilişkin olarak tanık olarak dinlenemez. Daha önce mevcut olan bir belge veya olgunun, uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülmüş olması, bunların soruşturma ve kovuşturma sürecinde ya da bir davada delil olarak kullanılmasına engel teşkil etmez. Bir başka deyişle uzlaştırmanın temel ilkelerinden olan Tarafsızlık ve gizlilik kuralı gereği, gizli tutmak koşuluyla , uzlaştırmacıya belge örneği verilirse de (CMK 253/11), uzlaştırmacı maddi gerçeği araştıramaz; tanık dinleyemez, bilirkişi incelemesi yaptıramaz, tarafların getirdikleri delillerle bağlıdır.

Taraflar uzlaştırma sonunda belli bir edimin yerine getirilmesi hususunda anlaşmaya vardıkları takdirde Fiilden kaynaklanan maddî veya manevî zararın tamamen ya da kısmen tazmin edilmesi veya eski hâle getirilmesi, Mağdurun veya suçtan zarar görenin haklarına halef olan üçüncü kişi ya da kişilerin maddî veya manevî zararlarının tamamen ya da kısmen tazmin edilmesi veya eski hâle getirilmesi,Bir kamu kurumu veya kamu yararına hizmet veren özel bir kuruluş ile yardıma muhtaç kişi ya da kişilere bağış yapmak gibi edimlerde bulunulması,Mağdur, suçtan zarar gören, bunların gösterecekleri üçüncü şahıs veya bir kamu kurumu ya da kamu yararına hizmet veren özel bir kuruluşun belirli hizmetlerinin geçici süreyle yerine getirilmesi,Topluma faydalı birey olmayı sağlayacak bir programa katılımın sağlanması, Mağdurdan veya suçtan zarar görenden özür dilenmesi gibi edimlerden bir ya da birkaçını veya bunların dışında belirlenen hukuka ve ahlaka uygun başka bir edimi kararlaştırabilirler: Ayrıca ,Taraflar uzlaştırma süreci sonunda edimsiz olarak da uzlaşabilirler.

Uzlaştırmaya dair sıkça sorulan biri de Uzlaşma görüşmeleri nihayete erdiğinde tarafların uzlaşmaları halinde uzlaşmaya rağmen, SZG’nin (veya mağdurun) hukuk mahkemesinde tazminat davası açıp açamayacağıdır ki bu sorunun cevabı menfidir. Zira uzlaşma gerçekleşirse, mağdur(veya SZG) artık hukuk davası açamaz ve takipte bulunamaz, tazminat davası açılmışsa, da davadan feragat edilmiş sayılır (CMK 253/19).

Son olarak uzlaştırmanın zamanaşımı boyutuna dair ise; yönetmelik, şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya SZG’den birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek büroya verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresinin işlemediğinin ve uzlaşma teklifine süresi içerisinde cevap verilmemesi ya da teklifin reddedilmesi hâlinde uzlaştırma girişimi sonuçsuz kalmış sayıldığının  altını çizer. Tarafların veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin uzlaştırma müzakerelerine katılmaktan imtina etmesi, müzakereler sırasında taraflardan birinin yazılı veya sözlü olarak uzlaşmadan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine düzenlenen raporun büroya verildiği tarihten itibaren dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi yeniden işlemeye başlar.

Kaynak:

[i] oneste bibere , neminem laedere(alterum non laedere), suum cuique tribuere

[ii] Avukatlık Kanunu Kanun Numarası : 1136 Kabul Tarihi : 19/3/1969 Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 7/4/1969 Sayı : 13168 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 8 Sayfa : 1694

[iii]   CMK’da Uzlaşma Kapsamına Giren Suçlar   http://www.uzlasma.adalet.gov.tr/doc/ihtiyac/grprplr/2grupkitap.pdf

[iv] Çeşitli kanunlarda değişiklik yapilmasina ilişkin kanun  Kanun Numarası : 5560 Kanun Kabul Tarihi : 06/12/2006 Resmi Gazete Tarihi : 19/12/2006  Resmi Gazete Sayısı : 26381 http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/mevzuat/5560.htm

[vi] Çeşitli kanunlarda değişiklik yapilmasina ilişkin kanun  Kanun Numarası : 5560 Kanun   ve   Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru  Kitabı  – Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi IGUL Direktrlüğü Yayın No 2017-1 –  III Uzlaştırma ve Mağdur Hakları Bölümü ,Sayfa 148 , 4.paragraf –   Prof. Dr. Feridun Yenisey  , Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu , Av. Rıfat Çulha ,Fahrettin Demirağ,Av Dr. Salih Oktar, Prof Dr.Durmuş Tezcan

[vii] CMK’da Uzlaşma Kapsamına Giren Suçlar   http://www.uzlasma.adalet.gov.tr/doc/ihtiyac/grprplr/2grupkitap.pdf

[viii] Ceza Muhakemesi Hukuku Başvuru  Kitabı  – Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi IGUL Direktrlüğü Yayın No 2017-1 –  III Uzlaştırma ve Mağdur Hakları Bölümü ,Sayfa 146 , 6.paragraf –   Prof. Dr. Feridun Yenisey  , Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu , Av. Rıfat Çulha ,Fahrettin Demirağ,Av Dr. Salih Oktar, Prof Dr.Durmuş Tezcan

[ix] Ses ve görüntü bilişim sistemi SEGBİS ile yargı çevresi dışında bulunan ya da mahkeme de hazır bulunamayan kişilerin video konferans ile dinlenmesi ve ifadelerinin kayıt altına alınması sağlanmaktadır.SEGBİS ile hem ifade alma ve sorgu işlemleri hem de duruşmalar video ile kayıt altına alınabilmektedir. SEGBİS’in hayata geçmesiyle, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen “makul sürede hâkim önüne çıkarılma”, 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen “kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan mahkeme önünde makul sürede yargılanma” ilkeleri doğrultusunda insan hakları ihlallerinin önleneceği; dolayısıyla, Ülkemizin maddî ve manevî tazminata mahkûm edilmesinin bu suretle önüne geçileceği düşünülmektedir. uyap.gov.tr

[xi] İstinabe : Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması  -TDK  Türk Dil Kurumu Sözlüğü

 Referans

Türk Ceza Kanunu (TCK)

Ceza Muhakemesinde Uzlaştirma Yönetmeliği Resmî Gazete 5 Ağustos 2017 Sayı : 3014

Paylaş
Önceki İçerikB12 vitamini ve beslenme
Sonraki İçerikAmerika’yı yeniden keşfetmek
Boğaziçi Üniversitesi – İdari Bilimler Fakültesi İşletme Ekonomi mezunu. Yeminli Tercüman – Bilişim, Telekomünikasyon ve Enerji, FMCG ve Genel Üretim ve Hizmet Sektörü Sözleşmeleri ile ilgili risk değerlendirme konusunda Ceza ve Hukuk Mahkemelerinde Adli Bilirkişi –Sözleşme (Ticari) Risk & Kurumsal Danışman Eğitimci.Çeşitli şirketlerde yöneticilik (Dış Ticaret Müd / Finans Müd), (Satınalma, Tedarik, Sözleşme Yönetimi) uzmanlık görevindeki deneyimine istinaden Bilgi Teknolojileri, İletişim, Telekomünikasyon, Gıda, FMCG, Lojistik, Dış Ticaret sektöründe teknik satınalma, sözleşme riskleri ile ilgili “Paradigma Yaşam Boyu değişim” modülleri altında Yaratıcı düşünce ile değişime uyum ve Liderlik, İletişim, Kurumdaşlık, İkna ve Müzakere Teknikleri, İleri Müzakere teknikleri ve Diplomasi, Çatışma Çözümü, Zor Müşteri ve İnsan Yönetimi, Kişisel ve Kurumsal Dinamizm, Lojistik, Sosyal Medya, Çağrı Merkezlerinde Etkin İletişim Teknikleri, Stres Yönetimi, HR İşe Alım Mülakat Teknikleri, Etkin Tahsilat İkna Yönetimi konusunda Türkçe ve İngilizce eğitmenlik, mentorluk- KeyNote Speaker. Motivasyonel Konuşmacı. Dünya Gezgini (Toplam ziyaret edilen 101 ülke) – Resim ve Teatral Performans Sanatçısı. – Bröveli Dalgıç – Lisanslı Yüzücü- Yenilenebilir Enerji,ve Fil Dostu .Araştırmacı Yazar.

1 YORUM

  1. H.Çiğdem YORGANCIOĞLU -Ekleme — İstinabe icin kapsamlı tanım — Huk: Başka bir tarafta görülen bir muhakeme için, şahid veya maznunun yazılı ifadesinin alınması. Muhakemenin icab ettirdiği muameleleri yapması için bir mahkeme tarafından başka bir mahkemeye veya kendi âzâsından birisine salâhiyet verilmesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here