2000 yılından itibaren uygulanan para politikalarına genel bakış

1999 YILI Aralık ayında IMF ile Stand- by anlaşması imzalanmış ve DÖVİZ KURUNA DAYALI ENFLASYONU DÜŞÜRME PROGRAMI uygulamaya konulmuştur. Programın temel amacı döviz kuru ve para politikası ile enflasyonun 2002 de tek haneli rakamlara indirilmesidir. Enflasyonu düşürme programı 10 ay süresince uygulanmış ve KASIM 2000 YILI ve ŞUBAT 2001 Yılında yaşanan FİNANSAL KRİZLER sonucu yürütülememiştir.

  • 2001 YILI GÜÇLÜ EKONOMİYE GEÇİŞ PROGRAMI çerçevesinde uygulanan para politikası, geçiş dönemi olarak adlandırılan süreçte finansal piyasalarda istikrarı sağlamaya yönelecek olan hedefi fiyat istikrarıdır.
  • 2002 YILI Merkez Bankası ‘’ ÖRTÜK ENFLASYON HEDEFLEMESİ ‘’ uygulaması ile enflasyonun gelecekteki rakamlarını dikkate alarak kısa vadeli faiz oranlarını da değiştirebilecektir. MB bankalara kredi verme işlemlerine ‘’GEÇ LİKİDİTE PENCERESİ’’ uygulaması şeklinde devam edecektir.
  • 2003-2005 Yılları arasında uygulanan para ve döviz politikaları, enflasyon hedefi Merkez Bankası kanunu ile belirlenmiştir. MB kapsamında bulunan Para Piyasası tarafından yürütülen, Bankalar arası TL depo işlemleri ve Açık Piyasa İşlemleri ile Repo- Ters Repo olarak gerçekleştirilen işlemler ile piyasadan alınmıştır.
  • 2006 YILI‘’ AÇIK ENFLASYON HEDEFLEMESİ’’ rejimine geçilmiştir. Ana hatları ile bu rejim;

Enflasyon hedefi hükümetle ortaklaşa belirlenmekle birlikte para politikası TCMB nin elindedir enflasyon hedefi yıl sonu TÜFE enflasyonu olarak belirlenerek yıllık yüzde değişimleri hesaplanmaktadır. TÜFE tercih edilmesinin temel nedeni de komisyonu tarafından kolay takip edilebilmesi ve yaşam maliyetinin göstergesi olmasıdır.

Para politikasının temel aracı kısa vadeli faiz oranlarıdır. Faiz oranlarındaki değişiklikler para politikası kurulunda oylama ile yapılmaktadır. Serbest döviz kuru uygulamasına devam edilmektedir.

  • 2007 YILI kısa vadeli faiz oranları temel para politikası aracı olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Arz yönlü şoklar sonucu yıl sonunda enflasyon oranının % 8.4 olarak hedefi aşmıştır.
  • 2006- 2008 Yılları döneminde hedeflenen enflasyon oranlarına ulaşılamaması hedeflerin enflasyon beklentileri için ÇIPA olarak yeterli olamamasına neden olmuştur.
  • Enflasyon beklentilerini yeniden kontrol altına alabilmek ve güven sağlayabilmek için

MB 2009 için % 7,5 , 2010 için % 6,5 ve 2011 için % 5,5 olarak revize ettiğini açıklamıştır.İç piyasayı, iç talebi ve ekonomiyi canlandırmak için MB genişletici para politikasına yönelmiş ve faiz oranlarını düşürmeye başlamıştır.

  • 2009 YILI ekonomideki global gelişmelerin de etkisi ile toplam iç ve dış talepteki daralma sonucunda uluslar arası gelişmelere paralel olarak enflasyon hedeflenen oranın altında (+) (-) %2 belirsizlik aralığı içerisinde % 6,5 olarak gerçekleşmiştir.
  • 2010 YILI bankacılık sektöründe mevduatların vadesini uzatarak mevduatların ve kredilerin vadelerini uyumlaştırmak amacı ile zorunlu karşılık oranları mevduatların vade yapılarına göre farklılaştırılmıştır. Fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamak için politika faiz oranı, zorunlu karşılık oranı ve likidite yönetimi araçlarının beraber kullanılmasına karar verilmiştir.
  • 2011 YILI MB temel araç olarak kısa vadeli faiz oranları ile gecelik borçlanma ve borç verme oranları ile zorunlu karşılık oranlarını birlikte kullanmıştır.
  • 2011 de % 5,5 enflasyon oranı hedeflenmiş fakat % 10,4 olarak gerçekleşmiştir. Buna neden olan faktörler; ithalat fiyatları, döviz kurları, işlenmemiş gıda, tütün ürünleri fiyatlarında yaşanan artışlar gösterilebilir.
  • 2012 YILI Para Politikası Uygulamaları Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalar arası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo–Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan faiz oranlarının aşağıdaki gibi sabit tutulmasına karar vermiştir:

a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı % 5,75,

b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı % 5, borç verme faiz oranı % 12,5, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkânı faiz oranı %12,

c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Bankalar arası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı %0, borç verme faiz oranı %15,5.

Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünün orta vadeli hedeflerle uyumlu olması için para politikasındaki sıkı duruşun bir müddet daha sürdürülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Öte yandan, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle para politikasında esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

  • 2013 YILI Para Politikası Kurulu politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalar arası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo–Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan faiz oranlarının aşağıdaki gibi belirlenmesine karar vermiştir:

a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı % 5,5 düzeyinde sabit tutulmuştur.

b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı % 5’ten % 4,75’e, borç verme faiz oranı % 9’dan % 8,75’e, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkânı faiz oranı ise % 8,5’ten % 8,25’e indirilmiştir.

c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Bankalar arası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı % 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı % 12’den % 11,75’e indirilmiştir.

Finansal istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda faiz koridoru sınırlı oranda indirilirken zorunlu karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılması uygun görülmüştür.

Kurul mevcut politika duruşunun enflasyona ilişkin riskleri sınırlamak için yeterli olduğu değerlendirmesini yapmıştır, enflasyon görünümü orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasındaki temkinli duruşun korunması gerektiğini belirtmiştir.

Fiyat istikrarı amacının, enflasyonu önlemek, fiyat artışlarının belli bir düzeyden yukarıya gitmemesini sağlamaya çalışmak olduğunu söylemek mümkün. TCMB, bunu sağlamak için enflasyon hedeflemesi uygulamasına başvuruyor. Burada bir nokta ve bu hedeften sapma aralıklarını belirliyor ve para politikasını bu hedefi yakalamaya yönlendirerek uyguluyor. 2013 yılı için nokta hedef % 5 olarak belirlenmiş durumdadır.   

NOT: Finansal istikrarı sağlama amacının, finansal kesimin işleyişine ilişkin makro risklerin giderilmeye çalışılması olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye açısından finansal riskler son yılarda parasal akımların ülkemize yönelmesiyle ortaya çıkıyor. ABD ve Avrupa’nın uyguladığı parasal genişlemenin yarattığı likidite fazlası dünyada faizlerin yüksek olduğu ekonomilere akıyor. Türkiye, yabancı fonlar açısından reel faizin en yüksek olduğu ekonomilerden birisi. O nedenle Türkiye’ye ihtiyacın oldukça üzerinde yabancı kaynak girişi oluyor. Bunun sonucunda döviz kurunda yaşanan dalgalanmalara ek olarak kredilerin de hızla artması ve finans kesiminde risklerin yükselmesi olgusu ortaya çıkıyor. TCMB, finansal istikrarı yakalamaya uğraşırken de bu dalgalanmaları önleyecek araçlar kullanmaya çalışıyor. TCMB’nin son dönemde uyguladığı TL zorunlu karşılıkların belirli bölümünün isteğe bağlı olarak döviz ve altınla ödenebilmesi yaklaşımı bu hedefe yönelik bir yaklaşım. Bu yolla TCMB, bankaların elindeki dövizin bir bölümünü alarak TL’nin daha fazla değerlenmesinin önünü kapatmaya çalışıyor.  

  • 2014 YILI Merkez Bankasının politika faizini artırması doğru bir para politikasına atılmış ilk adımdı. Bu adımdan sonra kurlar, gösterge faizi ve enflasyon denetime altına alınmaya başlandı. 2014 yılında para ve kur politikasının kur politikası bölümü başarılı olarak değerlendirilebilir.

Para ve kur politikasının para politikası bölümünün başarısını değerlendirebilmek için, enflasyon hedeflemesinde öngörülen % 5’lik oranın tutturulup tutturulamadığına bakmak gerekmektedir. 2014 yılı enflasyonu yüzde 9 dolayında olduğuna göre hedefe çok uzak kalmış bir uygulama söz konusu demektir. Bu da Merkez Bankası’nın uyguladığı para ve kur politikasının para politikası bölümünün başarısız olduğunu ortaya koymaktadır.

  • 2015 YILI gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarındaki oynaklık devam edebileceği bildirildi. Küresel para politikalarının normalleşme sürecine dair süregelen belirsizlikler, risk iştahının ve portföy akımlarının verilere duyarlı kalmasına neden olmuştur.

NOT: Öte yandan, küresel iktisadi faaliyette gözlenen yavaşlama para politikalarındaki normalleşme sürecinin ötelenme olasılığını güçlendirmiştir. Küresel faizlerin düşük seyretmeye devam edebileceği böyle bir durumda özellikle kısa vadeli ve yabancı para cinsinden aşırı borçlanma eğilimi artabilecek, aşırı borçlanma eğiliminin uzun süre devam etmesi ülke risk primini artırmak suretiyle finansal risklere yol açabilecek ve makroekonomik istikrarı olumsuz etkileyebilecektir. Bu çerçevede, makro finansal riskleri sınırlamaya ve basiretli borçlanmayı desteklemeye yönelik makro ihtiyati politikaların uygulanması önem taşıdığı açıklanmıştır.

2016-2017 Yılları için olduğu gibi 2018 yılı enflasyon hedefinin de Orta Vadeli Program hazırlık sürecinde Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak %5 seviyesinde belirlendiği ifade edilmiştir.

NOT: 2016 Yılında Para ve Kur Politikası konulu basın toplantısında dönemin Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, enflasyonun yıl içinde üçer aylık dönemlerin sonu itibarıyla yıl sonu hedefinden yüzde 2’den fazla farklılaşması durumunda, yıl içinde Enflasyon Raporu ile yıl sonunda hükümete açık mektup olarak açıklanacağını belirterek, “TCMB’nin hesap verme yükümlülüğünün bir unsuru olan belirsizlik aralığı, önceki yıllarda olduğu gibi her iki yönde 2 yüzdelik puan olarak korundu” seklinde ifade etmiştir.

% 5’lik enflasyon hedefine ulaşmak için 3 puan civarında bir çaba gerektiğine değinen Erdem Başçı, “Enflasyonu önce % 6,5’e indirmek, daha sonra da %5,5 ve %5,0’e ulaşmak şeklinde bir plan var, hükümetle bu konuda mutabıkız. 2016 yılı başlarında düşüş sürecine girmesi beklenen enflasyonun yıl sonunda % 6,5 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülmektedir” şeklinde konuşmuştur.

KAYNAK: TCMB raporları, MAHFİ EĞİLMEZ / Kendime Yazılar, FORTUNA dergisi